İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ankara 12 Eylül Davası 10. Celse

T.C.
ANKARA
12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DURUŞMA TUTANAĞI
DOSYA NO : 2012/3 Esas
DURUŞMA TARİHİ : 21/11/2012
CELSE NO : 10.

BAŞKAN : SÜLEYMAN İNCE 33990
KATİP : TARIK BAŞKURT 136018

Mahkememizin 2012/3 Esas sayılı dava dosyasının 21/11/2012 günlü duruşmasında ses ve görüntü sistemi ile kayıt alınan kısmının aşağıda ki şekilde çözümü yapılmıştır.

SANIK ALİ TAHSİN ŞAHİNKAYA SAVUNMASINDA; (Sanık Ali Tahsin ŞAHİNKAYA yazılı olarak hazırlamış olduğu ve duruşmada okuduğu savunmasında;)

“Sayın Başkan;
Ben önce kurucu iktidar, sonra 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın ilgili hükümleriyle Anayasal organ olan Milli Güvenlik Konseyi’nin üyesiyim.

Milli Güvenlik Konseyi üyeliği görevimi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin faaliyete geçtiği 06 Aralık 1983 tarihine kadar sürdürdüm. Bu tarihten sonra Anayasa’nın hükümleri gereğince Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi olarak görevime devam ettim.

1982 Anayasasının hükümleriyle Milli Güvenlik Konseyinin 12 Eylül 1980 ile 6 Aralık 1983 arasındaki Anayasal ve yasal her türlü tasarrufu Anayasal tasarruf olarak kabul edilmiş ve düzenlenmiştir.

12 Eylül müdahalesini yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komuta heyetinden oluşan Milli Güvenlik Konseyi; asli kurucu iktitardır. Anılan müdahalenin yapılış nedenleri bir numaralı bildiri ve diğer bildiri ve kararlarıyla büyük ve asil Türk Milletine bırakılmıştır.

Kurucu iktidar olarak Milli Güvenlik Konseyi Anayasal kanunlarla yeni Anayasal düzeni oluşturmaya başlamış, kurucu meclis kurmuş, yeni Anayasayı yapmış halkoyuyla yürürlüğe koymuş ve yeni Anayasal düzeni tamamıyla kurmuştur.
Milli Güvenlik Konseyinin tasarrufları bizzat 1982 Anayasasıyla hükme bağlanmıştır. Anayasayla hükme bağlanmış olan tasarruflar suç konusu olamaz.

Bugün Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarıyla genel idaresi erkini ve yetkisini kurucu iktidar olarak Milli Güvenlik Konseyinin yapılmasına katıldığı, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından almaktadır.
Komutanımın, benim ve diğer silah arkadaşlarımın 12 Eylül 1980 Tarihinde ve sonrasındaki tasarruflardan dolayı yetkisini 1982 Anayasasından alan yargının Milli Güvenlik Konseyinde görev alan bizlere suç isnat etme veya yargılama şeklinde herhangi bir yetkisi yoktur.

Milli Güvenlik Konseyinin üyesi olarak bana, sanık sıfatının izafesi de hukuken mümkün değildir.
Ben 12 Eylül müdahalesini emir ve komuta zinciri içinde yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hava Kuvvetleri Komutanıyım. Milli Güvenlik Konseyi Üyesiyim. Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesiyim. Bizim muhatabımız Türk Milletidir. Türk Silahlı kuvvetleri 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Milletine olan görevini yerine getirmiştir. Bizler o gün için en doğru olanı yaptık.

12 Eylül müdahalesi Türk ve dünya tarihinde yerini almış “Tarihi” bir olaydır. Tarihi olayları ancak tarih yargılar.
Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve değerli silah arkadaşlarının kurduğu ve ulu önderin en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyetinin koruyucusu ve kollayıcısıdır. Büyük önderin en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti büyük Türk Milletiyle birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu cümleden olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığına vaki saldırıları önleme ve bastırma Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türk hukukundan aldığı varlık nedenidir.

Maalesef ortada açılmış bir dava bulunmaktadır ve yüksek Mahkeme görevini yapmaktadır.
Yukarıda ki nedenlerle başka bir beyanım yoktur. Sanık sıfatını almadığımı yukarıda açıklamıştım.
Böyle olunca bu beyanımın dışında başkaca herhangi bir beyanda bulunmayacağım. Tabii ki bu kapsamda herhangi bir soruya da cevap vermeyeceğim.

Saygılarımla, arz ederim.”

Kl. 37 Dz. 23-28 de yer alan CMK 250. Maddesi İle Yetkili İstanbul C.Başsavcılığında 08/06/2011 tarihinde vermiş olduğu ifadesi okundu. Doğrudur, içeriğini aynen tekrar ederim. Dedi.

Kl. 37 Dz. 40 da yer alan nüfus, 37 de yer alan sabıka kaydı okundu. Sanıktan soruldu: Doğrudur bana aittir. Dedi.
Sanığa Mahkememizce;

1- 12 Eylül Askeri Darbesine
A- Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız?

B- Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda hangi komuta kademesi ile hangi komutanlarla karar verdiniz?

C- Sizin dışınızda kalan yani emir komuta zinciri dışında ki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsa idi; buna o dönemde ki tepkiniz ne olurdu?

Mahkeme Başkanınca sanığa “…evet bu soruya bir cevabınız olacakmı?” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Müsade edersiniz cevap vermeyeceğim efendim.”
2- 12 Eylül Askeri Darbesinin yapılması ile birlikte önceden isimleri tespit edilen kişilerin bulundukları yerden toplanmaya başlandıkları dikkate alındığında; bu kişilerin listeleri ne şekilde oluşturulmuştur? Bunlar arasında suç işlediği iddia edilen kişilerin adresleri ve yerleri belli iken 12 Eylül 1980 öncesinde göz altı ve yakalama işlemlerinin yapılmamasının nedeni nedir?

Mahkeme Başkanınca sanığa “…bu soruya bir cevabınız varmı?” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Cevap veremeyeceğim efendim.”

3- Komuta kademesinde darbeyi daha önceden yapacaktık ancak olgunlaşmasını bekledik şeklinde gazetelere demeçler verildiği dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. İddianamede anlatım olarak yer verilen 16 Mart İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs 1977 Taksim, Sivas, Çorum, Kahramanmaraş olaylarında bir çok aydın, yazar, gazeteci, öğretim üyesinin katledilmesinin toplumda darbe beklentisi yarattığı iddia edildiği de dikkate alındığında; bu olaylara göz yumulması söz konusumudur? Veya bu olayların niteliğine uygun müdaheleler yapılmışmıdır?

Mahkeme Başkanınca sanığa “…bu soruya bir cevabınız olacakmı?” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Arz etmiş olduğum gibi cevap vermeyeceğim efendim.”

4- 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin ardından verilen beyanatlarda çok kısa zamanda demokratik düzene geçişi sağlamanın amaç edinildiği ifade edildiğine göre; Askeri Mahkemeler tarafından verilen idam kararlarının onaylanmasını demokratik düzene geçiş sonrasında milletin tercihleri ile oluşacak Türkiye Büyük Millet Meclisine bırakmak yerine Milli Güvenlik Konseyi eli ile yerine getirmenizin sebebi nedir?

Mahkeme Başkanınca sanığa “…evet bu soruya cevap verecekmisiniz?” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Vermeyeceğim efendim.”

Av. Ömer Kavili; “sayın başkanım usul açısından kamera görüntüsünün oranın tamamını görecek surette ayarlanmasını talimat verirmisiniz? Çünkü; biz eğer orada olsa idik sanığın sorgusuna başkalarının katılmaması gerekiyor bu hususu biz buradan görmemiz gerekiyor. “

Mahkeme Başkanı; “Bizde görüyoruz burdan zaten avukat bey. Avukat bey öze gelirsek şu aşamada soruya cevap vermeyeceğim şeklinde bir beyan var. “

Av. Ömer Kavili; “Sayın başkanım o sanığın şeyi, ancak biz oranın tamamını görelim biraz daha geniş açı ile…”

Mahkeme Başkanı ; “artı orada Naip Hakim var. Naip Hakimin görevi de bi bakıma bu zaten..”

Av. Ömer Kavili; “yalnız bizde görmek istiyoruz….”

Mahkeme Başkanı; “görebilirsiniz. “

Av. Ömer Kavili; “başkanım kamera açısının biraz daha genişletilmesini talep ediyoruz.

Mahkeme Başkanı; ” tamam o konuda talimat vermiş sayıyorum kendimi. Evet bir diğer soruya geçelim.”

5- 12 Eylül Askeri Darbesi yapıldıktan sonra göz altında ölümler yaşanmış, başta Diyarbakır ve Mamak Ceza Evlerinde işkence sonucu ölümler olmuştur. Bu olayların engellenmesi için bir çaba gösterdinizmi?

Mahkeme Başkanınca sanığa “…bu soruya bir cevabınız varmı?” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Yok efendim, vermeyeceğim.”

Mahkeme Başkanı; “bir soru daha soralım.”

6- 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin yapılmasında ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı varmıdır?
Mahkeme Başkanınca sanığa “…evet bu soruya cevap verecekmisiniz” şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;
Sanık; “Arz etmiştim efendim. Vermeyeceğim”

Mahkeme Başkanı; Mahkememizce sanığa sorulacak sorular bunlardı. Kayıtlara geçmesi açısından yazdırmış olduk.
Sanık müdafinden soruldu: “Savunmaya bu aşamada ekleyeceğimiz başkaca bir şey yoktur efendim.
Mahkeme Başkanı; “…Evet söz almak isteyen avukat arkadaş varsa mikrofon üzerinden konuşması gerekiyor ve başlangıçta ismini açık ve net konuşması gerekiyor. Daha sonra kayıtların yazıya dökülmesi açısından da Mahkememizce de ilk defa yapılacağı için uygulama tane tane konuşurlarsa seviniriz.

Bir kısım müdahiller vekili Av. Ömer Kavili söz alarak; “Sanık Ali Tahsin Şahinkaya öğrenim yaşantınızdan söz edermisiniz? Hangi okullarda okumuştunuz?

Mahkeme Başkanı; “bu soruya cevabı hemen bekliyormusunuz?”

Av. Ömer Kavili; “evet, evet.”

Mahkeme Başkanınca sanığa “…evet bu soruya cevap verecekmisiniz? şeklinde soru yöneltilmesi üzerine;

Sanık; “Vermeyeceğim efendim”

Av. Ömer Kavili; “sayın Başkanım şu aşamada Mahkeme sorgusu bitip taraf sorgusu başladığından sorgunun kesintisiz ve mehabet içerisinde kesintisiz sürmesini isteyeceğim. Bu nedenle sanığın bu konuda cevap verme vermeme hususu zaten sadece kendisini tanımaya yönelik sorular olduğundan dolayı sanığa doğrudan sorumuzu 201. Madde çerçevesinde doğrudan soracağız. Bu çerçevede sanık Tahsin Şahinkaya siz başarılı bir subaydınız ve bazı ödüller aldınız. Aldığınız ödüllerden söz edermisiniz?

Mahkeme Başkanı; “…soruların her birinin arkasından cevapları vermeniz gerekiyor. Veyahut da…”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim efendim.”

Mahkeme Başkanı; “…evet devam edelim.”

Av. Ömer Kavili; “sanık Ali Tahsin Şahinkaya 12 Eylül harekatından önce Amerika ya kaç kere gitmiştiniz?

Sanık; “Vermeyeceğim cevap.”

Av. Ömer Kavili; “sanık Ali Tahsin Şahinkaya 12 Eylülden önce Türkiye ye gelen 3000 Amerikan askerinin Türkiye de bulunma nedenini açıklarmısınız?”

Sanık; “Vermeyeceğimi söylemiştim efendim. Hayır”

Av. Ömer Kavili; “sanık Ali Tahsin Şahinkaya 1 Mayıs 77 katliamı olayı sizin iddianamede belirtilen ve kamu oyunca bilinen 12 Eylül darbenizden önce olan bir olay. Bu olayda İntercontinantal Otelinde yer alan ve C.savcısının beyanında da sabit olan Amerikalıları siz iktidara geldikten ve darbeyle el koyduktan sonra ne kadar bi araştırma yaptınız?”

Sanık; “Vermeyeceğim cevap.”

Av. Ömer Kavili; “İktidar olmak aynı zamanda kumandanlık prensipleri çerçevesinde kumandan sadece yaptığından değil yapamadığından da sorumludur. Bu prensiple hani söylediğiniz adına hareket ettiğini söylediğiniz beyan ettiğiniz Türk Milletine karşı bu olayın faillerini ortaya çıkarmak ve o Amerikalıların kim olduğunu ortaya çıkarmak konusunda cevap vermiyorsunuz. Peki sorumluluğunuzu hissediyormusunuz?”

Sanık; “bu hususta bir şey söylemeyeceğim”

Av. Ömer Kavili; “hangi hususta söyleyeceğinizi Mahkemeye açıklarmısınız? “

Sanık; “Konuşmayacağım efendim. Sorulara cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “sorularımız devam edecektir. Siz cevap vermesenizde. Çünkü tarih önünde gücü sonsuz olduğunu zannettiğiniz iktidar, muktedir…”

Mahkeme Başkanı; “…avukat bey yorum yapmayın lütfen. sorularınızı sormaya geçin”

Av. Ömer Kavili; “…yorum yapmıyorum. Sayın Başkanım izin verirseniz açıklayayım. Çapraz sorgu eğiticiler eğiticisi sertifikası olan bir avukat olarak sanığın sorgusunda sanığı şaşırtıcı , sanığın mantık çarpıtmasını ortaya koyucu, sorular yöneltilmesi haktır. Uluslararası profesör Tom Widle ve Ferdon Yenisey profesör Ferdo Yenisey hocamızın eğitimlerinde bu şekilde hukuk ilkelerine uygun olduğundan dolayı bu şekilde taraf sorgusuna başkanlık düzeyinde araya katılmamanızı talep edeceğim. Sayın Başkan.”

Mahkeme Başkanı; ” Av. Bey sözlerinizin bir kısmına katılıyorum. Sertifika bölümünü belirtmenize gerek olmadığını da belirteyim. “

Av. Ömer Kavili; “teşekkür ederim Sayın Başkan. Amacım sadece bilgi paylaşmaktı. Çünkü Türkiye de ilk kez uygulanıyor telekonferans sistemi. Hay hay.”

Av. Ömer Kavili; “sanık Tahsin Şahinkaya sizin konsey üyesi olmanızla birlikte mal varlığınızla ilgili ne değişiklikler oldu?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğimi söylemiştim efendim.”

Av. Ömer Kavili; “Bağ-Kur düzeltiyorum Bağ-Faş ve İş-Kur firmalarını tanıyormusunuz? Hatırlıyormusunuz?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğimi söylemiştim.”

Av. Ömer Kavili; “sizin Devlet memurluğunuz döneminde memur maaşınız dışında başka bir geliriniz varmıydı?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim”

Av. Ömer Kavili; “kaynananızdan kalan yastık altında miras varmıydı?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim”

Av. Ömer Kavili; “başkaca kalan miras konusunda açıklama yaparmısınız?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim”

Av. Ömer Kavili; “devlet memuru maaşını peşin alır. Yani bu devlet size maaşını eğer ay başında peşin ödemese belki dolmuşa binecek para bulmak konusunda sıkıntı yaşayacaktınız. Daha sonra şirket ortaklıklarınız oldumu? Hisse aldınızmı?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Amerika Birleşik Devletlerinin şirketi ile yapılan ve sizin yetkinizde Hava Kuvvetleri Komutanı olarak yaptığınız dönemde anlaşmalar olmuşmuydu?

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “o uçakların parçalarının Türkiye de monte edilmesi ve bu suretle yerli imalat olarak nitelendirilmesi şeklinde sözleşmede bir hüküm hatırlıyormusunuz?

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “o şirketin ki Türk Devleti ile Amerikan Devleti resmi işlemleri ve sözleşmesinin bir parçası olarak Hava Kuvvetlerine alınacak her türlü malzemenin ortağı olduğunuz beyan edilen ve basında yer alan şirketin seramik ve malzemelerinden karşılanacağına dair özel bir hükmü hatırlıyormusunuz? Ve Hava Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapıyordunuz. En üst düzey yöneticisi idiniz. O tarihler itibarıyla”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Hava Kuvvetleri ve bağlı birliklerin tuvalet fayanslarına kadar değiştirilmesinde her hangi bir şirket adı belirtilmesine ilişkin bir direktifiniz, satın alınacak mal, mübaya konusunda talimatınız oldumu?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “adınızı tekrar söylermisiniz?”

Sanık; “Efendim?”

Av. Ömer Kavili; “adınızı söylermisiniz?”

Sanık; ” Tahsin Şahinkaya “

Av. Ömer Kavili; “Ali adı sizemi ait?”

Sanık; ” Evet. Rahmetlik amcama ait. “

Av. Ömer Kavili; “peki resmi kayıtlara göre Ali adı da sizemi ait? o konuda damı cevap vermeyeceksiniz?”

Sanık; “bana ait “

Av. Ömer Kavili; “o zaman tam adınızı bir kez daha söylermisiniz?”

Sanık; “Ali Tahsin Şahinkaya nüfus kağıdında yazılı ismim bu”

Av. Ömer Kavili; ” evet, bizim elimizdeki resmi kayıtlarda onu gösterdiği için eksik söylediğinizi düşündüğümüzden, gördüğümüzden bunu sorduk. Şimdi sizin hakkınızda Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis tutanaklarına geçen hususlar var. Bu hususlarla ilgili Sema Şahinkaya tanıyormusunuz? Yoksa cevap vermeyecekmisiniz?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Sema Şahinkaya peki size hatırlatıyormu herhangi bir şey?soy adından dolayı bir yakınınızmıdır?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Sema Şahinkaya’nın gelirleri konusunda bilginiz varmı?”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “bir araya hiç geldinizmi? Sema Şahinkaya ile..! yaşantınız boyunca”

Sanık; “Cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Hatırlamadığınızdanmı? Hatırlamaya rağmen mi cevap vermemeyi söylediğinizi beyan ettiğinizi açıklarmısınız?”

Sanık; “Sorularınıza cevap vermeyeceğim.”

Av. Ömer Kavili; “Devam ediyoruz. General Dynamix. Bu adı daha önce hiç duydunuzmu?”

Sanık; “Cevap vermiyorum”

Sanık müdafi sorgunun devamı sırasında söz alarak; “sayın Başkan; tamam doğru taraf sorgusu kesilmez. Ama artık bakın ben 15 dakikadır bekliyorum. Çok açık. Şimdi bu talebimi yazdırabilirmiyim?

Av. Ömer Kavili; “Sayın Başkan taraf sorgusu bitmeden araya girilmemesini rica edecem. Sorgu bütünlüğü bozuluyor.”

Mahkeme Başkanı; “sanık müdafi sorgunun devamı sırasında söz aldı. Buyrun.”

Sanık müdafi söz alarak; “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ulusal Dili “TÜRKÇE”dir. Türkçe de sorulara cevap vermeyeceğim demek kişinin özgür iradesi ile her hangi bir soruya doğrudan veya çapraz sorgu veya taraf sorgusu adı altında dahi olsa her hangi bir soruya özgür iradesi ile cevap vermeyeceği iradesi ile Mahkeme önünde açık net anlaşılır, her kes tarafından bilinebilir biçimde açıklanması ve Mahkeme Heyetine ulaştırması demektir. İster fiili, ister CMK.’nın 148/1 kapsamında olsun, yasal hakları içerisinde başta hatırlatılan yasal hakları içerisinde gerektiğinde cevap vermeme hakkı olduğu açık olan bir kişinin huzurda çok açık ve net bir şekilde hiç bir soruya cevap vermeyeceğini bildirdi. Kayıtlara da bu şekilde geçti. Dolayısıyla sorulara cevap vermeyeceği iradesini açık net anlaşılabilir, her kes tarafından algılanabilir bir biçimde ortaya konan bir kişiye doğrudan veya taraf sorgusu adı altında soru sormaya devam edilmesi o kişinin özgür iradesine açık hukuka aykırı fiili bir müdahale niteliği taşımaktadır. Böyle bir müdahale Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6, Anayasanın ilgili hükümleri karşısında geçerli değildir ve bu yasak sorgu alma yönteminin bizzat Mahkemede uygulanması demektir. Dolayısıyla sorulara cevap vermeyeceğini belirten, bunu açık iradesiyle birçok yirmi dakikaya yakın ortaya koyan bir sanığa sorulara devam edilmesi demek yasak sorgu usullerinin uygulanması demektir. Dolayısıyla bundan sonra müvekkilime bu kapsamda her hangi bir soru sorulmamasını arz ve talep ederim.”

Av. Ömer Kavili söz alarak; “buna itirazlarımı beyan etmek istiyorum. Sayın Başkan usul grup kuralları gereğince taraf sorgusu başladıktan sonra soru içerisinde küfür ve hakaret olmadıkça sorguda usul itirazı dışında hiçbir itiraz dinlenmez ve sorgu bir bütündür. Hukukun kuralı budur. Bu çerçevede değerli meslektaşımın soyut olarak söylemiş oldukları laflar Ceza Muhakemesinin fiil yargılama temel ilkesine uygun düşmemektedir. Sanık özgür iradesini kullandığını söylüyor. Ancak biz müdahiller sanık ve suç ortaklarının özgür iradeleriyle değil uluslararası bir çetenin parçası olarak Türkiye de bu darbeyi yaptıkları konusunda Mahkemenize bir vakayı ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çünkü sanıklar demin söylediler devlet memurudurlar ve devlet memurluğu geliri dışında gelirleri yoktur ve darbe yapıp Meclisi görevi yapmaktan alıkoyduktan sonra yaptıkları iş ve işlemlerde tamda işlevlerine yani kendilerinden beklenen göreve uygun bir çok işi ve eylemi sözleriyle kanun haline getirmişlerdir. Öyle ise; sanığın şu an cevap vermiyorum demesinin bir önemi yok. Yaptıklarının Mahkeme Heyeti önünde yaptıklarıyla yüzleşmeleri ve tarihe not düşülmesi açısından da ve olayda ki iddianameye konu olaydaki olaylarda ki hukuki gerçeğin ortaya konulması açısından da bu konu yani sorgunun sürmesi elzemdir. Kaldı ki; sanıklar başından itibaren susmayı seçmiş değillerdir. Susma hakkı bir bütündür. Konuşmayı tercih eden bir sanığın bu aşamada susmak istiyorum demesinin bir önemi yoktur. Susmak isteyen sanığın susma hakkını tercih etmesi kendileri açısından aynı zamanda her tercih aynı zamanda bir vazgeçiştir. Bu tavırlarıyla yaptıklarının arkasında duramayan kişiler olduklarını ortaya koymuşlardır. Ancak Mahkemenizin muhakeme ettiği olaylar açısından kendileri susma hakkını kullansa bile kullanmaya kalkışsa bile yanlış yönlendirme ve eksik bilgi onu bilemeyeceğiz ancak hukukun ilkelerine aykırı şekilde yarı susma yarı konuşma şeklinde davransalar bile fiillerle davranış hükümlerini ortaya koysalar bile Mahkemeniz zaten mahkumiyet hükmü verecektir. Sanıkların da ben susmuştum ama başıma bu ceza nereden geldi diye sızlanmasının hiçbir önemi olmayacaktır. Öyle ise; Ceza Muhakemesi ilkelerine, çapraz sorgu tekniklerine ve CMK.’nın 201 ve 216 da ki doğrudan soru sorma metotlarına uygun olarak taraf sorgusuna devam edilmesi ve bu sorgu sırasında küfür ve hakaret edilmedikçe o anlama gelen söz ve davranış olmadıkça sorgu bütünlüğüne karışılmaması yönünde bir ara karar vermenizi sayın heyetinizden talep ederiz. “

Bir kısım müdahiller vekili Av. Aydın Erdoğan “Sayın Başkanım ara karardan önce tekrar aynı şeye dönmemek üzere bir kaç ilave yapmak istiyorum” dedi ve söz alarak; “Sayın Başkan sayın üyeler. Ceza Muhakemesi araçları zaman zaman yargılananlar şüpheliler hakkında uygulandığında acı verebilir, üzüntü verebilir, canlarını yakabilir, özgürlüklerini kısıtlayabilir. Sorulmakta olan sorular sanıklar için rahatsız edici ve üzüntü verici olabilir. Yargılanmakta olan suç Devlet Yönetimine El Koymak, Anayasal Düzeni Silah Zoru İle Ortadan Kaldırmak, Görevli Olan Meclisin Görevine Son Vermektir. Bu süreçte işlenmiş bulunan suçlar kişilere verilen zararlar, haksız olarak edinilmiş mallar ile ilgili olan sorular elbette ki bu sanıkları rahatsız edebilir. Sanıkların rahatsız olduklarından bahisle savunma tarafından sanıklara soru sorulmaması yönünde ki talebin hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ifade edilen ve biz canı yanan müdahillerin vekilleri olarak davanın başından beri kişilik haklarına , sağlık haklarına ve her türlü savunma haklarına sonuna kadar özen gösterilmesini isteyen avukatlara soru sormamızın ve yasaklanmamızın önlenmesi yönündeki talepte bulunulmasını; Muhakeme Hukukuyla, İnsan Hakları Hukukuyla temelden çelişmiş temelden aykırı haksız bir talep olarak nitelendiriyor ve reddini talep ediyoruz. “

Müdahil vekili Av. Mehmet Rıfat Bacanlı söz alarak; “Sayın Başkan Ceza Muhakemesi Kanunu sadece sanıkların değil mağdurların da haklarını korur. Bizim müdahil olma nedenimiz günlerce sorguya alınmış olmamız ve işkence görmüş olmamızdır. Sanıkların ve sanık vekillerinin son derece medeni bir ortamda daha sorgunun onuncu dakikasında sorgudan sıkılıp, sorgunun bu şekilde sonlandırılması talebini de garip karşılıyoruz. Sanıkların sadece hangi soruya cevap verdikleri değil hangi soruya cevap vereceklerini bilmek ve öğrenmek de bizim hakkımızdır. Bu sebeple sanık vekilinin talebinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz.”

Müdahil Hak-İş vekili Av. Muharrem Özkaya söz alarak; ” Bende müdahil vekillerinin talebine katılıyorum. Burada sanığa sorulan sorular özellikle de CMUK’ 221 de de bizim taleplerimizin hepsinin zapta geçirilmesini, zabıtta yer alacak hususları ihtiva etmektedir. Mahkemenizin uygulamasında da sanığın en başta 1, 2, 3.ncü sorular sorulduktan sonra cevap vermeyeceğini beyan etmiş olsa da daha önceden alınan yazılı soruların tamamı Mahkemenizce zapta geçirilmiştir. Bu nedenle şimdi başlanılan ve doğrudan soru hakkımızın da engellenmemesi, sanık cevap verir yada vermez ama bu soruların zabıtlarda yer alması gerektiği kanaatindeyiz efendim.”

Bir kısım müdahiller vekili Av. Mehmet Horuş söz alarak; “Sayın Yargıç. Sanığın sunmuş olduğu yazılı savunmasında şunu da demek istedi kurucu iktidarız tanımını yaparken aslında zımnen Mahkemenizi de tanımıyoruz. Anlamında bir savunma yaptı. Bu yüzden sayın Mahkemenizin alacağı karar burada Mahkemenizin Bağımsız Türk Yargısının konumu ve sanığın da bu Mahkeme de sanık olarak bulunduğu konumunun da yeniden tanımlanması anlamına gelecektir. “

Bir kısım müdahiller vekili Av. Hasan Ürel söz alarak; “Sayın Başkan, şimdi efendim tabi burada çok önemli bir tarihi yargılama gerçekleşiyor. Bir karanlık dönemin aydınlatılması için gerek yargı makamı, gerek müdahiller ve gerek ise de savunma makamı bir çaba gösteriyor. Dolayısıyla bunun böyle kısa cevaplarla sonuçlanması gerçek bir yargılamadan mutlaka bizi uzaklaştıracaktır. Kuşkusuz bu Mahkeme yargılaması kamu oyunun hatta sadece Türkiye kamu oyunun değil dünya kamu oyununda gözü önünde yapılıyor ve gerçekleşiyor. Dolayısıyla sanıklar haklı olarak bazı sorulara cevap vermek istemeyebilir. Bu da tabi sanığın Ceza Yasasından, İnsan Haklarından doğan çok tabii bir hakkıdır. Fakat bizim 12 Eylül de zarar görmüş, mağdur olmuş binlerce insanın bu dava dosyası içerisine girmesi gereken soruları vardır. Esasen biz tek tek münferiden müdahil olduğumuz kişilerin özelliği nedeniyle umarım sanıklar bazı müdahiller yönünden bilgilerini Mahkeme Heyetinden, duruşma dosyasından saklamayacaklardır. O bakımdan soru sorma 201. Madde uyarınca Mahkemenin yetkisi dahilinde soru sorma işleminin devam etmesini talep ediyorum.”

Bir kısım müdahiller vekili Av. Arif Ali Cangı söz alarak; “Biz müdahiller olarak ve müdahil vekilleri olarak maddi gerçeğin ortaya çıkması için burdayız. Sanık yanıt vermese de her soru maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yöneliktir. Zaten Sayın Mahkemeniz hüküm kurar iken sorduğumuz soruları da dikkate alarak, dosyada ki diğer delillere de bakarak her ne kadar sanık susmuş olsa da yanıt vermemiş olsada hatta yanıt vermemesini bir anlamda kabulü sayarak hüküm kuracaktır. Bu nedenle sorularımızın tutanağa geçmesi bile bu tarihi davada son derece önemlidir. Sanıkların yanıt vermemiş olması, vermiyor olması sorgumuzu engellemeye gerekçe oluşturamaz. Kaldı ki biraz sonra benim soracağım sorulara belki de Ali Tahsin Şahinkaya yanıt verecektir. O yüzden soru sormamızın engellenmemesini talep ediyoruz. “

Av. Senih Özay söz alarak; “Sayın Yargıç bakın hayatın akışı diye bir şey var. Bu günkü gazete yasaklarınıza rağmen bu kadar haber yaptı, yazabildi. Siz odanıza geçtiğinizde bir ara karar üretirken bu zabıtlara dönüşecek gibi dönüşen bu görüntüleri CD olarak verecekmisiniz, vermiyecekmisiniz? Yasaklıyacakmısınız? Yasaklamıyacakmısınız? Kamu oyu bunu duyacakmı? Duymayacakmı? Yani Beyefendinin Tahsin Şahinkaya’nın bu kadar sert sorulara hayır cevap vermiyorum deyişini halkımız duyacakmı? Duymayacakmı? Bununla birlikte karara bağlamalısınız. Kaldı ki bu hayatın akışı bunu kaldırmaz. Hiç bir şekilde kaldırmaz. Sağolun”

Müdahil Baki Batmaz vekili Av. Cevriye Aydın söz alarak; “Sayın Başkan; huzurunuzda görülen dava meslektaşlarımında ifade ettikleri gibi Türkiye tarihi açısından son derece önemli bir davadır. Sadece hukuki gerçeğin ortaya çıkarılması açısından değil aynı zamanda da bir tarihi sürecin aydınlatılması bakımından da son derece önemli bir dönemdir. Önemli bir davadır. Bu nedenle burada sanıklar cevap vermemiş olsa bile vermeyecek olsa bile sorulan sorularda son derece anlamlıdır ve bu nedenle soru sormamızın engellenmemesini ve sorularımızın kayda geçmesini talep ediyoruz.
Dosya incelendi.

G.D
Sanık her ne kadar sorulara cevap vermeyeceğini ifade etmiş ise de; devam edecek sorularda sanığın savunması açısından cevaplamak istediği soruların bulunabileceği ihtimali ve dolayısıyla cevap vermemesinin engellenmemesi açısından müdahiller vekillerince sorulacak soruların zapta geçirilmesine oybirliği ile karar verildi.

Tefhimle açık yargılamaya devam olundu.

Saatin 12:02 olduğu dikkate alınarak duruşmaya saat:13:10 da devam edilmek üzere yargılamaya ara verildi.
Mahkeme Başkanı; “Bu aşamada sorulacak tekrar soru sorulduğunda sanıktan her soru için onay beklemeyeceğiz. Sorular arka arkaya sorulacak. Eğer bir cevap verme durumu olursa sanığın araya girmesini bekleyeceğiz. Biri on geçeye kadar ara veriyoruz.”

Saat:13:20 de duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Öğleden sonraki oturumda Cumhuriyet Halk Partisi vekili Av. Celal Çelik, bir kısım müdahiller vekili Av. Öztürk Türkdoğan ve müdahillerden Baskın Oran geldiler. Yerlerine alındılar.

Av. Ömer Kavili soru sorma işlemine devam etti.

Av. Ömer Kavilli; “Sanık Ali Tahsin Şahinkaya 160 adet F-16 uçağın satın alındığını hatırlıyormusunuz? , Soruyu duydunuzmu? , Soruyu Duydunuzmu?

Mahkeme Başkanı; “Soruyu Duydunuzmu?”

Sanık; “Evet ” Demiştir.
Mahkeme Başkanı; “evet cevap vermemeyi tercih etti”

Av. Ömer Kavilli; “160 adet F-16 tipi uçak Amerikadan uçak alındığını hatırlıyormusunuz?, Bu uçaklara pilotlar arasında uçan tabut denildiğini biliyormusunuz?, Oradamısınız?, Soruya cevap vermeyeceğinizi veya vereceğinizi her sorunun sonunda açıklarmısınız?, Sesim duyuluyormu?, Konuşmayı duyuyormusunuz?, Sayın Başkan sanığın sorgusuna kenardan cevap verilemez. Kenardan cevap verenler var.

Mahkeme Başkanı; “Av. Bey, Naip Hakimimiz konuşuyor olabilir. Siz sorularınıza devam edin lütfen. Karşı taraftan cevap beklemeyin. “
Av. Ömer Kavili; “Onu öğrenelim Sayın Başkan. “

Mahkeme Başkanı; ” Eğer karşı taraf cevap vermek isterse araya girecek ve cevap verecek buyrun.”

Av. Ömer Kavili; “Deminki soruma kenardan cevap verenin kim olduğu ve ne gibi cevap verdiği hususunun açıklattırılmasını, Naip Yargıçtan açıklattırılmasını talep ediyorum.”

Mahkeme Başkanı; “Evet Hakim Bey buyrun”

Naip Hakim; “Sayın Başkan sanığın müdafinin her hangi bir müdahalesi olmadı sadece teknik olarak görevli olan bilgi işlem dairesindeki Yücel Akbulut arkadaşımız cep telefonundan karşı tarafça arandığı için onunla kapının önüne çıkarak konuştu. O ses ulaşmış olabilir salona.”

Mahkeme Başkanı; “Buyrun avukat bey”

Av. Ömer Kavili; “Peki. Teşekkür ederiz. Sayın Naip Yargıç. “

Mahkeme Başkanı; “Bilgi açısından söyleyim. Bu konudaki iletişimin devam ettiğini, yani Bilgi İşlem görevlileri arasındaki bu konuda telefonlaşmaların bilgimiz dahilinde olduğunu da belirtelim. Buyrun”
Av. Ömer Kavili; “Evet. General Dynamix firmasına rakip olan Northrop ile Mc Donald’s Doaglas firmaları ile ilgili bilginiz nedir?”, “Sanık Ali Tahsin Şahinkaya dünyada Lucket firması tarafından uçak satabilmek için geri kalmış ülkelerin memurlarına rüşvet dağıtıldığı Amerikan kongresinde ve raporlarında basında yer aldı. Dünyada ortaya çıkarılmayan tek ülke Türkiye olarak kalmış idi. Siz 12 Eylül de darbe yaptıktan, iktidarı ele aldıktan sonra bu konuda araştırma yaptınızmı?”, “Araştırma yapmamanızın nedeni iştirakinizmiydi?”, “Bu konuda failleri tanıyormusunuz?”, “Bu konuda darbede ki özel roller bakımından ABD Genel Kurmay Başkanı Rogers ile kaç kere görüştüğünüzü açıklarmısınız?”, “Hakkınızda bu konu ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde yani sizin darbeciler olarak sizlerin hazırladığı meclis ortamında dahi soru önergesi verme cesareti göstermiş sayın milletvekili Cüneyt Canveren’in soru önergesi bakımından rahatsızlık duyup siz bir araştırma yaptınız veya yaptırdınız mı, araştırmanızın sonucunu devlet kayıtlarına yansıttınız mı?” “Devlette yetki kullanırken devletin tamamına sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Kaddafi milislerin eline geçtiğinde evlatlarım bana niye böyle yapıyorsunuz dediğinde herhangi bir ortak paydanız var mıydı? Kurucu iktidar derken mahkeme heyeti ve mahkeme teşkilatı dahil bütün her şeyi sizin şahsınıza borçlu olduğunu mu düşünüyorsunuz? , “İŞ-KUR, BAĞ-FAŞ,GAMA ve KALEBODUR bu şirketlerle ilişkiniz var mıydı?”, “Bu konuda emekli büyükelçiler Şükrü Erekdağ ve Yarım Eralp’in bilgisi var mıdır, onlara herhangi bir talimat verdiniz mi?” ” Suç ortağınızın, diğer sanık Ahmet Kenan Evren’in bu şahıslara, bu sayın büyükelçilere verdiği herhangi bir talimattan haberiniz var mı? “, “Org. Alpkaya bu isim size bir şey hatırlatıyormu?”, “Babanızın mesleği berberlik miydi acaba? Siz berber Şakir efendinin oğlumusunuz?”, “Askerlik hayatınızda, okul hayatınızda ödüller almışmıydınız?”, “Daha sonra ki başarılı çalışmalarınızdan dolayı Amerika Birleşik Devletlerinden size hiç ödül verildimi?”, “Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı ile ilişkilerinizi açıklarmısınız?”, “Merve Oteli olayını hatırlıyormusunuz?”, “Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarından okuyorum. 25 Kasım 1986. Yani 26 yıl önce yaklaşık. Birleşim 29 Oturum 1. Sayfa 658. Merve Oteli ve satışı meselesi Mecliste konuşulmuş. Bu konuda her hangi bir araştırma veya vicdanen rahatsız olup kamu oyuna bu konuda ilginiz olmadığı veya varsa ne olduğu konusunda açıklama yaptığınızı hatırlıyormusunuz?”, “Babanızdan miras kalan her hangi bir taşınmaz mal varmıdır?” , “Kadıköy ilçesinde 53 yılında yapılan binanın dışında başkaca bir gayrimenkul veya başkaca bir miras kaldımı?”, “Sema Şahinkaya öğleden önce sorduğumuzda hatırlayamadınız veya cevap veremediniz. Sema Şahinkya’nın eşiniz olduğu yönünde duyumlar var. Eşinizin Bağ-Faş yönetim kurulu ilişkisinin hangi tarihte kesildiğini hatırlıyormusunuz?”, “General Dynamix şirketi ile yapılan anlaşmalarda bu konuda özel hüküm koydurdunuzmu? Bu konuda bilgi açıklayacakmısınız?”, “1985 yılında Fenerbahçe de 130 metrekaralik apartman dairesinde arsa payının 3 milyon eski para ile 3 milyon olduğu, kağıt üzerinde bu şekilde göründüğü ve fakat gerçek değerinin bu olamayacağı yönünde Meclis te konuşmalar ve tartışmalar olduğunda kamu oyuna açıklama yaptınızmı?”, “Adına hareket ettiğiniz ve sizden görev talep ettiğini kendi lehinize vehm ettiğiniz Türk Milletine karşı her hangi bir sorumluluk hissetinizmi?”, “Bu konularda Millete bilgi verdinizmi?”, “Uyum Yapı Kooperatifi ile ilginiz nedir?”, “Adınızı söylermisiniz?”, “Sanık Beyefendi adınızı söylermisiniz?”, “Soruyu duydunuzmu?”, “Başkanım teknisyenlerden sorulmasını istiyorum. İletişimde bir sorun olabilir.”

Mahkeme Başkanı; “Bir sorun yok avukat bey”

Av. Ömer Kavili; “Peki. Devam ediyorum. “, “Ziraat Bankası Kantarcılar Şubesinde 3003 Numaralı Hesap bu konuda bilginiz varmı?”, “Sizin yönetiminiz ile ilgili olarak bir sayın Milletvekili Pertev Aşçıoğlu yine Meclis tutanaklarından aktarıyorum. Rüşvet alındığı iddiaları ile ilgili Adli ve Askeri Savcılıklarca Ceza Soruşturmasına konu edilmiştir diyor. Bu konuda bilginiz varmı?”, “Yutkunduğunuzu görüyorum. Sorular karşısında. Soruları beğenmedinizmi? Devamı geliyor. “, “Sizin döneminizde Ankara Emniyet Müdürlüğü “Dal” isimli işkence merkezinde şüphelilerin susma hakkı kullanması örgütsel davranış olarak nitelendiriliyordu ve Emniyetin bu tavrı halen devam ediyor. Bu değerlendirmesi. Örgütsel ilişkinizi ve örgütsel tavrınız ise eğer bu konuda nerede eğitim aldığınızı açıklarmısınız?”, “Türk Milleti adına yargı yetkisi kullanan Mahkeme Heyetine karşı örgütsel tavrınızı sürdürecekmisiniz?”, “Örgüt şefinizden endişeniz varmı?”, ” Yine Milletvekili Pertev Aşçıoğlunun sayfa 663. Sayfadaki 2. Paragraf 2. Bölümün ilk cümlesi şimdi diyor sayın Milletvekilleri bu ifadeye göre bu iddiaların üzerinde en çok yoğunlaştığı kişilerden biri Tahsin Şahinkaya ise yine bu iddiaların üzerine yine bu iddiaların üzerinde en çok yoğunlaştığı kişilerden başkaları da vardır. Başkaları konusunda bilginiz nedir?”, “Soru galiba sıkıcı oldu. Yutkunduğunuzu görüyorum. Bu konuda rahatsız olduğunuzumu söylemek istiyorsunuz?”, “İddianamede yazılı olaylardan ki darbenin koşullarının olgunlaşmasını sizin ekip arkadaşlarınızdan birinin deyimiyle darbe koşullarının olgunlaşmasını sağlamak ve geliştirmek adına yapıldığı iddianamede yer alan olaylardan 1 Mayıs 77 Taksim katliamı ile ilgili ne tür işlemler yaptınız?”, “Siz Ali Tahsin Şahinkaya Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti, Başkentte Savcı Doğan Öz’ün öldürülmesi konusunda araştırma yaptırdınızmı?” ,”Yetki kullanıyordunuz. Yetkilerinizi nerelerde kullandığınızı açıklarmısınız?” “16 Mart 1978 yılında İstanbul Üniversitesi önünde dersinden çıkan öğrencilerin önünde bomba atıldığında bombayı temin eden Yüzbaşı sizin ordunuzun mensubu olduğu yazılı. Dava dosyalarında var. Otuz sene boyunca bu Yüzbaşının soyadının ortaya çıkarılamaması bir kenara siz Türk Milleti adına iktidar kullananlar olarak ne yaptınız?”, “O olayda kullanılan Semteks adlı patlayıcı maddenin Nato ordularına zimmetli olarak teslim edildiğini hatırlıyormusunuz?”, “Ordu depolarında kaybolan silahlarla ilgili en son ne zaman sayım yaptırdınız?”, “16 Mart katliyamı ile ilgili olarak bomba atılacağını olaydan 10 gün önce Pol-Der Polis Memurları Dayanışma Derneği İstanbul Şubesi Emniyete rapor olarak bildirmiş ve buna rağmen bomba atma olayı gerçekleşmiş. Siz yönetime el koymadan önce de Mahalli Sıkı Yönetim Komutanlıkları hiyerarşi olarak size bağlıydı. Size ve Genel Kurmay Başkanlığı yapan suç ortağınıza. Bu konuda asker şahıslarla ilgili ne tür araştırma yaptınız?”, “İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 1995/128 sayılı 16 Mart katliyam davasına Emniyet Genel Müdürü adına Ramazan Er 1.sınıf Emniyet Müdürü imzası ile gönderilen evrakta polis memuru Mustafa Doğan ki o olayın eylemcilerinden olduğu, faillerinden olduğu gerekçesiyle yargılanıp yakalanamayan kişi. Bu kişiyi Emniyet Genel Müdürlüğü tanıyamadığını söylüyor. Sizin kudretli olduğunuz dönemde Emniyet Teşkilatı kayıt tutamayacak kadar beceriksizlik içindemiydi?”, “Emniyet Teşkilatı kendi personellerini tanıyamıyormuydu?, Bu konuda Adli İdari her hangi bir tedbir aldınızmı?”, “Toplamış olduğunuz bazı ünvanlılar önünde kamu yetkisi kullanırken dürüst davranacağınıza namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin etmiştiniz. Bu yemininiz çerçevesinde failleri ortaya çıkarılmayan konularda ahlaki ilkeler açısından ahlaken tutarlı davranmak adına neler yaptınız?”, “Olay yerinde bombayı atıp kaçmakta olan kişiyi peşinden koşanı gitmeyin demek suretiyle geri çağırmak, geri gelin diye talimat vermek suretiyle devlette ki hiyerarşi otoritesini kullanan Reşat Altay adlı memur daha sonra hakkında dava açıldı. Bu davanın olay İstanbul da olmasına rağmen Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi konusunu araştırdınızmı?” , “Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinde hiç bir delil toplanmaksızın sadece sanıkların beraati yönünde hüküm kurulduğu konusunu biliyormusunuz?” ,”Ceza Muhakemesinde ele geçmeyen delil sonradan ortaya yeniden yargılama yapılabilir başlatılabilir bu yönüyle Muhakemenin kamu vicdanlarında yer almasını sağlamak bakımından ele geçmeyen delilleri ortaya çıkartmak için ne tür emir ve talimat verdiniz?” Çünkü yeminli görev yapıyordunuz.”, “O sanıklarla ilgili olarak İstanbul C.savcılığının 1977/14652 Hazırlık numarasıyla yürütülen soruşturmayı hiç araştırdınızmı?” ,”O soruşturmada Yüzbaşı kim olduğu hususunda Mahkeme İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 1.Ordu Komutanlığının ilgili birimine yazı yazdığında adı soyadı var ancak sicil numarası bildirin diye Mahkeme karar vermiş iken; bu karara karşı devlet terbiyesi ve devlet geleneklerine uymayan bir biçimde Mahkemeye ufak bir sarı kağıt gönderilip sicil numarası gönderildiği taktirde bilgi verileceği ricası ile diye imza dahi atılmayan kağıt parçalarıyla faaliyet yürütülmesi konusunda bilginiz varmı?”, “Sicili sorulan Yüzbaşıların sicili sizin zamanınızda tutuluyormuydu?”, “Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu özel bir bomba ile öldürüldükten sonra Hava Kuvvetlerinde Yüzbaşı İlyas adlı bir Yüzbaşının mahallelerde çatışmaya girdiğine dair Cumhuriyet gazetesinde bir haber çıkmıştı. O konuda soruşturma açtırdınızmı?”, “Ulaştığınız bilgileri devletin savcısına ve istihbarat bilgilerine bildirdinizmi?”, “Devlet yetkisi kullanırken devlet yetkisi kullanmanın gün gelip sorumluluğunuza yol açacağını biliyormuydunuz?”, “Bu konuda size ne yaparsanız doğrudur istediğinizi yapın diye mütala veren hukuk hocaları varmıydı?”, “Sizi suç işlemeye yönelten başkaca işbirliği yaptığınız kısaca işbirliği çevrelerinin kimler olduğunu açıklarmısınız?”, “Ne zaman canınız sıkılıp darbe yapmaya karar verdiniz?”, “Dünkü kahveniz şekerlimiydi?”, “Kahve içtiğinizi hatırlıyormusunuz?”, “Sıkıntılı olduğunuzu görüyorum. Başparmağınızı titretiyorsunuz ve durdunuz. Kahvenin şekerli veya sade olması konusunda hatırlayabildinizmi?”, “Görevden ayrılırken devletin hafızasını yok ettinizmi?”, “Devletin belgelerini yanınızda götürdünüzmü?”, “Suç ortağınız devletin evraklarını özellikle kendi malıymış gibi devletin kayıtlarından bulunduğu yerden arşivlerinden götürürken her hangi bir bilgi paylaştınızmı?, Uyardınızmı?”, “Sanık Ahmet Kenan Evren size bu konuda her hangi bir şekilde ağzınızı sıkı tutun veya şunu şöyle yapın diye talimat verdimi?”, “Darbe örgütlemesi sırasında henüz daha darbe ilan edilmemişken yaptığınız faaliyetlerde önleme, engelleme, araştırma işlemlerinde ne zaman kişilerin şüpheli olduğuna karar verdiniz?”, “Daha sonra işkenceci olarak anılacak olan Emniyet görevlilerinin 12 Eylül 80 tarihinden yaklaşık bir ay birbuçuk ay önce tayinleri çıkarılmış iken tayinlerinin iptal ettirilmesi yönünde kimleri araya soktunuz?”, “O konuda bir bilginiz varmı?”, “Sorgucularınıza üstün başarıları nedeniyle ödül verdiğinizi hatırlıyormusunuz?”, “Siyasi alandan çıkalım. Asker şahıssınız ve en yüksek derecede görev yaptınız. Sahra Talimnamesi 3115. Bu kod numarasını hatırlıyormusunuz?”, “Feeld Maniol 3115. Amerikan Silahlı Kuvvetler Askeri Yönetmeliği ve bu konuda Türkçe ye çevireni tanıyormusunuz?”, “Bir evrak göstereceğim şimdi. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 21/10/2010 tarihli 4.celsede 2010/251 esas sayılı Kemal Türkler’in öldürülmesi davasında o olayın faili olduğu gerekçesiyle yargılanan kişinin yargılanması sırasında bir suç duyurusunda bulundu C.savcılığına ve Genel Kurmay Başkanlığında Org. Ali Keskin imzalı 25 Mayıs 64 tarihli Ops. Operasyon 1708- 74-64 MrkTrl. Merkez Talimat Kurulu olabilir sayılı emri ile yürürlüğe giren ve Sahra talimnamesi 3115 kod adı ile anılan Gayri Nizami Kuvvetlere Karşı Harp Taktikleri konulu yönetmeliği hatırlıyormusunuz?”, “331 Sahra Talimnamesi 331 Psikolojik Harekatlar konulu bir talimat hatırlıyormusunuz?”, “Bu talimat Nato ordularının talimatnamesinin bire bir çevirisi olması hasebiyle oralarda ordu papazı bulunduğundan çeviri yapılırken ordu imamlarının atanacağı hususunda kaç tane imam atadınız orduda?”, “O talimnamenin sadece Silahlı Kuvvetleri değil Milli İstihbarat Teşkilatınında icracısı olacağına dair hüküm var. Bu konuda ne tür denetleme faaliyeti yaptınız?”, “Ali Tahsin Şahinkaya darbelere karşı olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Darbeyi sevmediğinizi , mecbur kaldığınıızı suç ortağınızla birlikte itiraf ve ikrar etmeye kalkıp cezadan kaçmak isteyebilirsiniz. Ancak ordu içerisinde darbelere karşı olanlar varmıydı?”, “Askeri istihbarat birimlerini darbelere karşı olanların en özel yaşam alanlarına kadar kullanıp onları tespit ettinizmi?”, “Askeri darbelere karşı olan subayları onurlu insanları kişiliklerini aile yaşamlarını dahi parçalarcasına ordudan attınızmı?”, “Ordudan attırıldıktan sonra işkenceli sorgulardan geçirilmesi konusunda her hangi bir engelleme veya yönlendirme talimat verdinizmi?”, “O onurlu insanların daha sonra oluşturduğu Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği adlı derneğin Genel Başkanı Sayın Rahmi Yıldırım şu anda aramızdadır. Sayın Rahmi Yıldırım. Bu ismi hatırlıyormusunuz?”, “Tanırım iyi çocuktur diyebilirmisiniz?”, “Bu onurlu insanın eşinizin hissedarı bulunduğu Çanakkale Seramik Fabrikasında yönetim kurulu odalarının güvenliğini aldığını ilk anda görevlendirildiğini hatırlıyormusunuz?”, “Daha sonra kişisel menfaatinize karşı zehirli fikirleri olduğundan dolayımı hem görevden aldırıp hemde göz altına aldırıp döneminizin işkenceli sorgularından geçirilmesine neden olundu?”, “Sayın Üsteğmenlik görevinde görev yapan Sayın Rahmi Yıldırım’ın gözüne sadece bir dakika bakabilirmisiniz?”, “Soruların şiddetli ve rahatsız edici olduğunun farkındayım. Bir parça üzüldüğünüzün farkındayım. Ciğerleri patlatılan, kan kusturulan banyoya giderken dahi düzenli olarak işkence yapılan coplanan ve ırzına geçilen Ankara Emniyet Müdür Yardımcısının tanıklık yaptığı ve kaseti elimizde bulunduğu şekilde itiraf ettiği üzere genç kızların göğüslerinde sigara söndürülmesinden dahamı az acı duyuyorsunuz?”, “İnsan olarak üzüntünüzü ifade edecekmisiniz?”, “Birey olarak şu fani dünyada hiç olmasa gitmeden önce yaptıklarınızın, şu topluma yaşattıklarınızın her hangi bir şekilde pişmanlığını duyup şebekinizi ele verip pişmanlık hükümlerinden yararlanmayı düşünürmüsünüz?”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Sanık müdafi söz alarak; “Sayın Başkan sorulara geçilmeden önce benimde küçük bir talebim olacak. Şimdi Anayasanın 38. Maddesi çok açık. Doğrudan kişiliğe yönelik ve dava konusu fiil ve olgularla ilgili olmayan doğrudan doğruya kişiye yönelik dava dışı fiil ve olgular örnekte verebilirim ama gerek yok. Tamam tabi ki soru sorulacak ve kayda geçecek. Katılan vekilleri değerli meslektaşlarımda görevlerini yapıyorlar. Sadece benim Başkanlık Makamından talebim dava konusu fiil ve olgularla nedensel ilişki bulunmayan kişiliğe yönelik ve dava dışı sorulara müsade edilmemesi talebimizdir. Onun dışında tabi dava ile ilgili sorulara devam edilebilir.”

Taraf sorgusuna devam edildi.

Av. Aydın Erdoğan söz alarak; “Sanık Ali Tahsin Şahinkaya sıkı yönetimin devam ettiği 12 Eylül 1980 den önce ve sıkı yönetimin el koyduğu 12 Eylül 1980 den sonra size yakalanan ve göz altına alınan kişilerle ilgili ilgili sıkıyönetim komutanlıkları tarafından listeler geliyormuydu?”, “Göz altınanların can güvenliği adına tedbir alınması konusunda ne tür işlemler yaptınız?, “İşkence ile öldürmeler ortaya çıktıktan sonra önlem alınması konusunda her hangi bir şey yaptınızmı?”, “Süleyman Cihan ismini hatırlıyormusunuz?”, “29 Temmuz 1981 tarihinde ve takip edilen günlerde size bildirilen göz altına alınanlar listesinde Süleyman Cihan ismini gördünüzmü?”, “Süleyman Cihan adı ile göz altına alındıktan sonra öldürülerek, kimliği belirsiz olarak defnedilen Süleyman Cihan’ın babası Ağa Cihan’ın konseye ve sizlere hitaben yazdığı dilekçelere cevap verdinizmi?”, “Süleyman Cihan’ın yakalanmasında görev alan Mehmet Ağar ve ekibi öldürme olayının gerçekleştiği Kadıköy de görevli olan İbrahim Şahin polis memuru bu isimleri hatırlıyormusunuz?”, “Süleyman Cihan’ın öldürülmesi fiilinin üzerinin örtülmesi ve haklarında soruşturma yapılmaması konusunda soruşturmanın adil bir biçimde etkin bir biçimde sonuçlandırılmaması konusunda sizin sonradan Anayasanın Geçici 15. Maddesine koydurduğunuz dokunulmazlıkların rolü olmuş olabilirmi?” ,”O tarihlerde güvenlik kuvvetleri içerisinde yurttaşlara karşı suç işleyen görevlilerin korunması konusunda örtülü açık talimatlarınız oldumu?”, “İstediğinizi yapabilirsiniz size dokunulmayacak şeklinde güvenceler sağladınızmı?”, “İşkencelerin etkin olarak soruşturulmadığını biliyormusunuz?”, “İşkence fiillerini etkin olarak soruşturdunuzmu?”, “Fransa, Norveç, Danimarka, İsveç, Hollanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine sizin 12 Eylül 1980 den itibaren gerçekleştirdiğiniz eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiği konusunda bir başvurularının, Devlet başvurularının olduğunu hatırlıyormusunuz?”, “Bu başvurulara cevap verdinizmi? Devlet olarak.”, “Bu başvurulardaki taleplerin haklı olduğu konusunda haklı görüldüğü konusunda Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun kabul edilebilirlik kararı verdiğini hatırlıyormusunuz?”, “Avrupa İnsan Hakları Komisyonu önünde Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına kabul edilebilirlik kararından sonra dosthane çözüme gittinizmi?”, “Dosthane çözümün bu fiillerin işlenmiş olabileceği olduğu anlamına geldiğini biliyormusunuz?”, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargıcının sorularına cevap vermek istemiyorsunuz. O zaman Avrupa Komisyonuna cevap verme gereğini duydunuzmu?”, “O zaman eylemlerinizi Uluslararası Hukuk önünde savunma gereği duydunuzmu?”, “Sizce ülke savunması için elinize verilen silahları yurttaşlara doğrultarak durmayanı vurun diye askerlere ve polislere emir verirken size görevleriniz sebebi ile verilen yetkileri ve silahları kullandığınız halde bu gün halk oylaması ile kabul edilen Anayasa değişikliklerinden sonra kendinize sağladığınız dokunulmazlıkların ortadan kaldırılmasında sonra açılmış iddianameyi ve davayı yok sayma iktidarını nereden alıyorsunuz?”, “Böyle bir hakkınızı olmadığını biliyormusunuz?”, “İşçi Sendikalarının grev haklarını yasakladınız. 12 Eylül 1980 den sonra. İşçilerin grev hakkıyla sizin iddia ettiğiniz darbe gerekçeleri arasında bir ilişki varmıydı?”, “Bazı işverenler şimdi gülme sırası bizde derken işverenlerin çıkarını işçileri karşı koruduğunuzu düşündünüzmü?”, “Size her hangi bir kanunla verilmiş böyle bir göreviniz varmıydı?”, “DİSK’in mal varlığına el koydunuz. DİSK üyesi GENEL-İŞ sendikasının Çankaya da hemen köşkün yanı başında ki yüksek binasını Anayasa Mahkemesine tahsis ettiniz. Sizce el konulmuş işçi emeği ile yapılan bir binada dağıtılan adalet bu ülkede adalet duygusunu tatmin etmişmidir?”, “Yoksa işçilerin köşke bu kadar yakın olmasından rahatsız mı oldunuz?”, “Devir sebebiniz ne idi?”, “Malatya da seçilmiş belediye başkanı Türkiye de ki çeşitli olaylarda emsaline rastlanılmayan posta ile gönderilmiş bir bombalı paketle katledildi. Böylece Malatya’nın sünni ve alevi halkı karşı karşıya getirildi. Siz görevi aldıktan sonra emsali olmayan hiç bir olayda görülmeyen bu bombalı paketi araştırma gereğinde bulundunuzmu?”, “İddianız yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktı. Yurttaşların can ve mal güvenliğini bu ölçüde tehdit eden bu olayın hakkında ne tür bir soruşturma yaptınız?”, “Çeşitli olaylar sebebiyle Özel Harp Dairesini Kontr Gerillayı diğer adıyla görevlendirdinizmi?”, “Bunların eline verilen silahların bunların kullanımına tahsis edilen silahların envanteri hakkında bilgi verebilirmisiniz?”, “Bu silahların sivil halka karşı, yurttaşlara karşı kullanılmış olabileceğini düşünüyormusunuz?”, “12 Eylül 1980 den önce bu ülkede çokça kanlı olaylar yaşandı. Siz bu olayları önlemek ile görevli iken acaba olgunlaşsın diye gelişmesini mi beklediniz?”, “İddianamede Süleyman Demirel’in sorduğu 12 Eylül den önce yani 11 Eylül günü görevdelerdi. Olaylar devam ediyordu. 12 Eylül günü kesildi. Ne oldu da kesildi?”, “Bir kısmına talimat mı veriyordunuz?”, “Yönetime el koyduktan sonra çeşitli sıkıyönetim komutanları hakkında uygulamaları sebebiyle şikayet başvuruları oldu. Kahramanmaraştan sorumlu olan Yusuf Haznedaroğlu hakkında ki şikayetlerle ilgili ne tür işlem yaptınız?”, “Yusuf Haznedaroğlu bir çok kimseden rüşvet aldı. Halktan silah toplamak adına önce silahları bir takım işbirlikçileri vasıtasıyla sattırdı. Ondan sonra da bu silahların bulunmuş gibi meraya terk edildiği şikayetleri size geldimi?”, “Bu şikayetler karşısında alevilere işkence eziyet ettiğini düşünerek hoşgörü ile baktınızmı?”, “Daha sonra Susurluk ile ortaya çıkan çeteler ve bunların başında ki kişiler sizin döneminizde ödüller aldılarmı? Bu yaptıkları görevlerden dolayı.”, “Siz Abdullah Çatlı’yı görevlendirnizimi? Yurt dışı operasyonları için”, “Anayasa düzeni hakkında ki kanunun 27/10/1980 de çıkardınız. Böylece kendi kendinize Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilerini devrettiniz. Bu tarihe kadar kendisi sözleriniz ile kendisi üstünüze aldığınız bu yetkiler yok iken idam cezalarını infaz ettirdiniz. Yani cinayet işlediniz. Kendi kanunlarınıza kendinizin bağlı olduğunuzu düşünüyormusunuz?”, “Katlanılması zorunlu kötülük durumunda bu ülkeye reva gördüğünüz hukuk düzeni içinde bile yeri olmayan bu fiilleri işlerken sonradan fark edip 27 Ekim 1980 de çıkardığınız kendi kanununuzu 12 Eylül 1980 den itibaren geriye yürüterek kanunların geriye işlemezliği ilkesini ortadan kaldırdığınızı biliyormuydunuz?”, “Böyle yapsanız bile işlediğiniz kanunsuz öldürme yani cinayet fiili ile yargılanabileceğinizi size hiç söyleyen oldumu?”, “Bu sorular canınızı sıkıyormu?”, “Bir gün bu ülkenin sizin hiç bir zaman kabul etmediğiniz yurttaşlarının kendi iradeleri ile hukuku yapıp sizin baskınızdan ve darbe tehdidinizden kurtulduktan sonra sizin ardınızdan gelenlerin darbe tehditleri kalktıktan sonra bir gün yargılanabileceğinizi hiç düşündünüzmü?”, “12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin zorunlu olduğunu söylüyorsunuz. Peki; ülkenin seçime gitmesini bu sorunların çözümünde bir yol olabileceği demokratik ülkelerde sorunların böyle çözüldüğünü düşünerek bir seçime gidilmesini istedinizmi?”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Müdahil Baskın Oran söz alarak; “Sayın sanık Ahmet Kenan Evren ve Sayın sanık Ali Tahsin Şahinkaya; sesim geliyormu?”

Müdahil Baskın Oran; “hakim bey siz burada duyuyorsunuz ama; kendilerinin duyup duymadığını merak ediyorum. Çünkü burada boşuna çaba harcamak istemiyorum.”

Mahkeme Başkanı; “buyrun siz sözünüze devam edin. Aksine bir durum olursa bana bilgi geliyor, siz buyrun”

Müdahil Baskın Oran; “Sorularım sınırlı beş tane. Birincisi; dönemin Başbakanı Sayın Ecevit şöyle demişti; ben Ortadoğunun o sırada Hilal diye anılan bazı illerini sağcı teröristlerin harekat merkezi durumuna getirmeleri üzerine ısrarla o illerde de sıkıyönetim istedim. Fakat Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren elimizde ki kuvvetler daha fazla illerde yönetime el koymaya el vermez. Buna gücümüz yetmez gerekçesiyle benim bu isteklerime karşı çıktı. Sayın sanık Ahmet Kenan Evren;”
Mahkeme Başkanı; “şu an muhatabınız sadece Ali Tahsin Şahinkaya. Şu an ki konuşmanız itibarıyla. Muhatabınızı ona göre seçin. Sorularınızı da ona göre seçin”

Müdahil Baskın Oran; “Peki efendim. Sayın Bülent Ecevit doğrumu söylüyordu?”, “Nasıl oldu da daha önce sıkı yönetim ilan edilecek personel olmadığını söylediğiniz halde darbe yaptığınızın sabahı bütün illerde o zaman 67 tane sıkı yönetim ilan ettiniz?”, “Önce bunu sormak istiyorum”, “her halde kendinize göre mantıklı bir sebebiniz vardır. Bunu duymak istiyorum”, “Cevap veremediğinizi duyuyorum. Anlıyorum. Soruyu tekrar etmemi istermisiniz?”, “Anladım. Cevap veremiyorsunuz. İkinci soruya geçiyorum.”, “Darbe sırasında dört ordu komutanından biri olan Org. Bedrettin Demirel 1988 yılında gazeteci Ahmet Kahraman’ın neden bir yıl önce darbe yapmadığınız sorusuna cevap olarak şunları söylemişti; kamu oyunu aynı merkeze tevcih edilmedikçe tasvibi alınmadıkça maksat başka bir kurtuluş yolunun kalmadığını bütün vatandaşlar idrak etsin. Sizlerin de şartların olgunlaşmasını bekledik mealinde sözleriniz var. Doğrumu söylüyorum?”, “Cevap veremediğinizi anlıyorum. İşitme engelli değilsiniz ve Mahkeme Başkanının temin ettiği kadarıyla da ses iletişiminde bir sorun yok. O zaman devam ediyorum. “, “Siz de şartların olgunlaşmasını ve ordunun bir kurtarıcı gibi karşılanmasını mı beklediniz? Akan kanı durdurmak için?”, “Eğer Bedrettin Demirel general yalan söylüyorsa 1988 de iktidarda idiniz. Kendisi hakkında ne gibi bir işlem yaptınız. Onu merak ediyorum?”, “Cevap vermek istemiyorsunuz yada cevap veremiyorsunuz. O zaman üçüncü soruya geçiyorum.”, “Ama lütfen eliniz ile bir işaret edin cevap vermek istiyorsanız. Ben hemen geri dönerim. Eliniz ile de işaret etmediniz. Üçüncü soruyu soruyorum.”, “04 Şubat 1983 tarihli bir Başbakanlık genelgesinden bir cümle okuyacağım. Bu cümle bir kısım öğretim üyelerinin geçmişte suç delili bırakmadan çeşitli olaylara karıştıkları bu şahıslar ile ilgili bir suç unsuru bulunamadığından adli takibat yapılamadığı nı belirtiyor. Bu çok iyi biliyorsunuz ki 1402 uygulaması gibi mevcut Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı bir durum yarattı. İnsanları hiç bir suçu tespit edilemediği halde işten attınız. Ailelerini de zor duruma soktunuz. Şimdi; suçu olmayanların işlerinden atılmaları konusunda bu ahir ömrünüzde ne düşünüyorsunuz?”, “Cevap veremiyorsunuz. Soruya devam ediyorum.”, “Bu genelge sizin yakın dostunuz ve silah arkadaşınız olan emekli general Başkan Ulusu imzasını taşıyor. Emekli general Başkan Ulusu konusunda o zaman nasıl bir işlem yaptınız bu gayri kanuni ve hukuki uygulama karşısında?”, “Cevap bekliyorum. El işaretinizi yapmanız yeterlidir. Cevap veremediğinizi gördüğüm için dördüncü soruya geçiyorum. Vakit almamak için.”, “Şimdi size bir Mahkeme kararı okuyacağım. Bu Mahkeme kararı Erzincan 3. Ordu 2 numaralı Sıkı Yönetim Mahkemesi tarafından 24 Ocak 1984 tarihinde verilmiş esas no 982/160 karar no 984/5; Askeri Yargıtay tarafından da onanmış. Karar şöyle diyor; Bir an için işkence yapıldığı kabul edilse bile işkence sanıktan doğru cevap almak için yapılmaktadır. Eğer doğru olmayan uydurma cevaplar verilir ise; işkencenin gayesi doğru cevap almak olduğuna göre işkence daha da artırılacaktır. O halde; bu durumun sanıklarca da bilinmesi tabii olduğuna göre bu önermenin mantıki sonucu işkenceye maruz kalanın doğru cevap vermesidir. Öyle ise; ifadelerin işkence altında alındığı sabit bile görülse bu ifadenin gerçek dışı olduğunu itibar edilemeyeceğini ortaya koymaz. Şu halde işkence ayrı işkence sonucu verilen ifadenin doğruluğu ayrı şeylerdir. Benim bildiğim tarih kadarıyla aynen engizizyon Mahkemelerinde ki Katolik rahiplerin mantığını yansıtan bu karara katılıyormusunuz? Bu ahir ömrünüzde”

Mahkeme Başkanı duruşma salonunda seyirciler kısmında bulunan bir kişiye dönerek;

Mahkeme Başkanı; “üzerinizde silah varmı şu an sizin. Varmı bey efendi bekleyin bakayım siz. Üzerinizde silah varmı? Ne hadle giriyorsun buraya. Yasaları tanımıyormusun sen?, Çıkamassın bekle bakayım sen. “

Salonda Baskın Oran’ın koruması olduğu düşünülen kişiye soruldu; “evet ben Baskın Oran’ın korumasıyım ve duruşma salonuna silah ile girdim.”

Söz konusu şahıs hakkında gerekli işlemlerin yapılması saklı kalmak koşuluyla salondan çıkarıldı.

Müdahil Baskın Oran’ın sorularına devam edildi.

Müdahil Baskın Oran; “Sayın sanıklar araya başka bir konu girdi. Sorumu tekrarlıyorum. Bu sıkıyönetim Mahkemesi kararına bugün katılıyormusunuz? Cevap vermek istemiyorsunuz. Peki Yargıçlar hakkında bir işlem yaptınızmı?”, ” Buna da cevap veremiyorsunuz.”, “Beşinci sorumu soruyorum. 17 yaşında idam ettirdiğiniz Erdal hakkında 01 Mart 2006 da şunu söylediniz. Sayın Kenan Evren imzalı. İdam kararını onayladım. Onaylarken elim titremedi ve hiç vicdan azabı da duymadım. Şimdi her ikiniz de şu anda aynı fikirdemisiniz?”, “Şu anda da size böyle bir kağıt uzatılsa eliniz titremeden ve vicdan azabı duymadan imzalarmısınız? Bunun cevabını istiyorum hiç olmassa.”, “Peki hiç bir soruma cevap vermediniz. O zaman son sorum. Sükut ikrardan gelir. Yaşınız anlamaya müsait ama ben bir de bugün kü Türkçe ile söyleyeyim. Cevap vermeyi red etmek suçlamaları kabul etmekten kaynaklanır. Bu sözü biliyormusunuz?”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Av. Şenal Sarıhan söz alarak; “Sanık Şahinkaya; sabahleyin savunmasını sunarken şu cümleleri kullandı. Dediniz ki; Türkiye Cumhuriyeti varlığına yönelik saldırıları bastırmak amacıyla bu darbeyi gerçekleştirdiniz. Şimdi sormak istiyorum. Hemen darbenin arkasından siyasi partilerin bütün yöneticilerinin tutuklanmış olması onun ardından siyasi parti yöneticilerinin üstelik de o sırada görevli olmayan TBMM üyelerinin konuşmalarına yasak getirilmiş olması ve sonuç olarak partilerin kapatılmış olması karşısında acaba bu siyasi partiler Türkiye Cumhuriyetinin varlığına yönelik hangi saldırıları gerçekleştirmişlerdi. Hangi somut saldırılar sebebiyle bu partilerin tümünün de kapatılması gündeme geldi. Yine buna bağlı olarak sormak istiyorum. Kendileri Anayasal hak kullandıklarını, Anayasa ya da saygılı olduklarını ifade ettiniz kendiniz. Sormak istiyorum acaba Anayasa’nın verdiği yetki ile kurulmuş olan ve sayıları 23667 kadar olan dernek ve sendikanın kapatılmış olması, Anayasa’nın hangi noktasının ihlal edildiğine kanaat geldiği için kapatılmıştır. Bunlar doğrudan doğruya yaptığınız eylemler. Anayasa’nın ihlali niteliğinde değilmiydi?”, “Yine biraz önce arkadaşımız tarafından soruldu, 1402 lik ler diye yani Sıkı Yönetim Yasası gereğince görevlerine son verilmiş kişiler olarak anılan 4891 kişi oldu. Bunların görevlerine son verilmesi sırasında hiç bir yargılama haklarında hiç bir soruşturma yapılmaksızın sizin kararınız ve iradeniz ili işlerine son verildi ve açlığa mahkum edildiler. Yargısız infazlar için bu kararı alabilmek için siz Anayasa yı mevcut Anayasa yı o günün Anayasası nı da ihlal etmiş olmadınızmı? Anayasayı da ihlal etmiş olmadınız mı? Ben yanıt beklemiyorum o sebeple yanıtlarınız sormuyorum. Bu sorularımızın tümü de özünde yanıtları bilinen sorulardır ama bugün burada tarihe not düştüğümüz için. Bu soruları size yöneltiyorum. Başka bir soru , Erdost ismi İlhan Erdost ismi mürekkep yalamış her aydının kendisini aydın diye nitelendiren okumuş yazmış insanların bildiği bir isimdir. İlhan Erdostun cezaevinde öldürülmesi olayından haberdar oldunuz mu? mutlaka oldunuz. Çünkü bütün kamuoyu bununla sarsıldı. Peki bir önlem aldınız mı ? bu hemen 2 Ocak 1981 yani darbenizin hemen ardından gerçekleşmiş olan bir olaydı o zaman o sırada cezaevi müdürü olan Raci Tetik hakkında herhangi bir işlem yaptınız mı ? Çünkü siz Anayasal bir hak kullanıyordunuz ve insanların Anayasadaki en önemli haklarından biri de yaşam haklarıdır. O halde yaşam hakkını cezaevinde de olsa korumak gibi bir sorumluluk ile karşı karşıyaydınız. Bu konuda uyarıcı bir genelge yayınladınız mı? Ama şu genelgeyi de anımsıyormusunuz? Bu genelge 1 Ağustos genelgesi ve 80 i yaşayan insanların akıllarından hiç silinmemiş bir genelgedir. İnsanları tek tip giymeye mahkum ettiniz. Tutuklu ve hükümlüleri onların saçların kestiniz onları asker kişi saydınız, onları askeri nizama göre cezaevinde tutmaya çalıştınız, bir yandan yaşam hakkına karşı saldırıda bu kadar gözünüz kapalı iken diğer temel hakların sanıkların temel haklarını ihlali konusunda da yayınladığınız bu genelge ki daha sonra avukatların girişimi ile Danıştay tarafından iptal edildi. Bu genelgeden ötürü şu anda ıstırap duymuyormusunuz? Bu soru neden çünkü; sayısız insanın bu baskılara karşı direncini ifade eden açlık grevi nedeni ile yaşamlarını yitirmesi söz konusu oldu, vee ceza evlerindeki işkence ve baskı sebebiyle yaşamlarını yitiren insanlar oldu, bunlar ile ilgili bunların aileleri ile ilgili kendinizi herhangi bir biçimde sorumlu hissetmiyormusunuz 90 günlük gözaltı dünyanın hiçbir yerinde rastlanmamış olan bir gözaltı süresi idi. 90 günlük gözaltına ilişkin yasal düzenlemeleri yaparken neyi amaçlıyordunuz? 90 günde insanlar suç mu kabul edecekleri işkence ile ? Yada eğer kabul etmemişler ise bir kez daha bir kez daha onların başlarına mı vurulacaktı ? Bunun yanıtını merak ediyorum. İşkencenin hangi Anayasal hakkında yada hangi yasal hakkın bir parçası olarak uygulandığını merak ediyorum. İşkencede yakınları müvekkilleri ölmüş bir insan olarak. Bunu size sormak istiyorum. Bir başka soru size ; Meral Bekar, Feride Çiçekoğlu bu isimler tabiki sizin için hiçbir şey ifade etmiyor. Ama benim aklımdan silinmiyor. Ve çok sayıda erkek o dönemde yargılanmış sanık ismi de eklenebilir buna, bu insanlar işkence de konuşmadıkları için işkencede suçlamaları kabul etmedikleri için özel baskılar ile karşı karşıya kaldılar. Siz insanlara işkence yapılarak suç söyletmeyi bir hukuksal hak bir Anayasal hak olarak mı görüyordunuz ? Bunu size sormak istiyorum. Bir başka olgu ; örneğin kasap Ahmet Güzelsoy : Ankaranın Bahçelievler semtinde öldürülmüş bir kişi bu ; kimin tarafından öldürüldüğü konusu araştırıldı sizin zamanınızda. Ve 3 ayrı siyasi gruba bu olay yüklendi. Yani sizin yargılama döneminizde sizin sorgulama döneminizde bir adamı 3 ayrı grup 3 defa öldürdü böyle bir şey olabilir mi ? Bunu merak ediyorum. Eğer böyle bir suçlama kabul edilmiş ise bu hangi şartlarda kabul edilmiştir. Bunlar üzerinde hiç düşündünüz mü ? Yine şunu sormak isterim. Cumhuriyet Halk Partisini kapattınız. Cumhuriyet Halk Partisinin binasına el koydunuz. Ve Cumhuriyet Halk Partisinin binasında merdiv align=centerenlerinde Cumhuriyet Halk Partisi yazan binada Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurdunuz. Bu Anayasanın tebdil ve tairi konusunda açık bir eylem değilmiydi ? Yine sormak istediğim bir konu var ; Üstün Günsan, Keskin Kaylan, bunlardan biri Askeri Yargıçtır biri de Sivil Yargıçtır. Hukukçu gibi davrandıkları için görevlerinden alındılar. Daha kaç kişinin görevden alınmasına, hukuka uygun davranmalarına engel olmaya, çalıştınız ? Bunun somut örneklerini çoğaltmak mümkündür. Ve daha da vahim olanı, İşkence de ve cezaevlerinde taciz ve tecavüz ile karşılaşmış olan kadınlar ve erkekler sadece kadınlar değil , kadınlar ve erkeklerin yakınmalarını duydunuz mu ? Bu yakınmalara ilişkin olarak herhangi bir eylem gerçekleştirdiniz mi ? Herhangi bir işlem gerçekleştirdiniz mii ? Sorulara yanıt vermenizi gerçekten beklemiyorum. Başlangıçta da söyledim. Ama bu sorular bu yargılamada mutlaka kayda geçmesi gereken sorulardı. Yargıcımıza teşekkür ediyorum. “

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

MHP vekili Av. Yücel Bulut söz alarak; “Tahsin Şahinkaya ya yönelteceğimiz bir soru yoktur efendim. Sorularımızı Kenan Evrene soracağız. “

Av. Arif Ali Cangı söz alarak; ” Sanık Ali Şahin Tahsinkaya; savunmanızda, kısa savunmanızda 12 Eylül tarihe mal olmuştur, ancak tarih yargılar dediniz bu sözünüzde şu an sizi yargılayan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesini tanımıyor musunuz? Mahkemenin yetkisini tanımadığınızı mı söylediniz? ve savunmanızda kurutucu iktidar olduğunuzu bu nedenle yargılanamayacağınızı söylediniz. Kurutucu iktidar gücünü 12 Eylül askeri darbesinden mi aldınız? sanık Ali Tahsin Şahinkaya Hava Kuvvetleri Komutanlığı süreniz olağan olarak ne zaman sona eriyordu? Ne zaman emekliye ayrılmanız gerekirdi? 1980 30 Ağustos Askeri Şurasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı süreniz bir yıl uzatıldı. Hatırlıyor musunuz? bu uzatmanın nedeninin söyleyebilir misiniz? Darbe planının uygulanması için olabilir mi? Komutanım dediğiniz diğer sanık dönemin Genel Kurmay Başkanı Ahmet Kenan Evren in emriyle mi hareket ettiniz? Komutanınız olan Ahmet Kenan Evren in emrine aykırı hareket edebilir miydiniz? Darbe karşıtı olabilir miydiniz? Ali Tahsin Şahinkaya Eylül 1980 de bir ABD geziniz oldu. Tarihini hatırlıyor musunuz? Geziye kiminle gittiniz? ABD de kiminle görüştünüz? Görüştüğünüz asker ya da sivil yetkililerle yemek yediniz mi? Yemek samimi bir ortamda mı geçti? Alkol var mıydı? O samimi ortam içinde 12 Eylül Darbe planından söz ettiniz mi? Ne zaman döndünüz ABD den? Yanıt vermek istemiyorsunuz anlaşılan. Ama o dönemde ABD nin CIA Türkiye Masası Şefi Paul Hainze başkan Cartera darbeden sonra “bizim çocuklar başardı” dedi. Yine dosyada bulunan MİT raporlarından anlaşıldığı kadarıyla ABD elçilği 2 gün önce darbeden iki gün önce darbenin olacağını ABD ye iletmiş. Sizce bu sözün ve bu ilişkinin anlamı nedir? Sanık Ali Tahsin Şahinkaya? Hiçbir ilişkiniz olmadı mı? ABD nin darbe ile hiçbir ilişkisi yok mudur? Ya da; ABD onaylamasaydı, desteklemeseydi bu darbeyi başarabilir miydiniz? 24 Ocak ekonomik kararlarını hatırlıyor musunuz? Devlet Planlama Teşkilatının eski başkanlarından Yıldırım Aktürk 24 Ocak artı 12 Eylül darbelerinin ikisinin birden gerçekleştirilmesi gerekiyor diye bir açıklaması var. 24 Ocak kararlarını desteklediniz mi ? Darbeden sonra kararların harfiyen uygulanmasını sağladınız mı? 12 Eylül darbesinin bir nedeninin de 24 Ocak kararlarının uygulanması olduğunu söyleyebilir misiniz? Susuyor sunuz. Susarak beraat edeceğinizi mi düşünüyorsunuz? Evet susma hakkınız. Yasal hakkınız. Peki 12 Eylül döneminde sorgularda susma hakkını kullanmak isteyenlere ne yapıldığını hatırlıyor musunuz? Sanık Ali Tahsin Şahinkaya; siz de biliyorsunuz ki askerlikte silah arkadaşlığının ayrı bir anlamı ve manevi bir değeri vardır. Siz şu anda rahat koşullarda yargılanıyorsunuz. Kahvenizi dahi içebiliyorsunuz. Afiyet olsun. Peki döneminizde darbe karşıtı oldukları için ordudan çıkarılıp tutukladığınız askerler Sıkı Yönetim Mahkemelerinde atlet kilot yargılandıklarında bu silah arkadaşlarınız bu hale düştüğünde neler hissettiniz? Ya da şimdi ne hissediyor sunuz? Bir başka silah arkadaşınız Teğmen Ömer Yazgan ı neden alelacele idam ettirdiniz? Darbe karşıtı olan askerlere ne yaptınız? 12 Eylül döneminde askeri okulda öğrenci olan bir subay kişi bana şunları anlattı ” binaların dış cephe boyaları yılda en az 3 defa değiştiriliyordu. Ve bu boyaların komutan Ali Tahsin Şahinkaya nın ortak olduğu fabrikalardan gönderildiği dedikodusu vardı birlik içinde. ” bu dedikodulardan haberiniz var mı? veya buna ilişkin soruşturma başlattınız mı? Anlaşılan hiçbir sorumuza yanıt vermeyeceksiniz. Sizin bu darbeniz yüzünden 50 kişi idam edildi. Hatırlıyor musunuz? Biraz önce Baskın Oran hoca dile getirdi. Yaşı küçük Erdal Eren yaşı büyültülerek idam edildi. Üstelik idam sehpasına gidenlerin son arzuları bile yerine getirilmedi. Son mektupları ailelerine halen ulaştırılmadı. Iki gün önce Milliyet Gazetesinin manşetinde ” Necati Vardar ın mektubunun verilmediği” haberi vardı. Okudunuz mu? İdam edilenler ailelerinden gizli gizli günlük kıyafetleri ile ailelerinin bilmeyeceği yerlere gömüldüğünü biliyor musunuz? Binlerce insan işkenceden geçirildi. Diyarbakır Ceza evi mezalim yuvası oldu. İnsanlara kan kusturuldu. Diyarbakır Ceza evinde yaşananlar üzerine Kürt sorunu iyice keşmekeş hale geldi, çözümlenemez hale geldi. Bunun farkında mısınız? hiç vicdan azabı çekiyor musunuz? “

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Av. Osman Başer söz alarak; ” Sanık Tahsin Şahinkaya; Mamak Askeri Ceza evinde iken götürülüp idam edilen Fikri Arıkan ın koğuş arkadaşı hücre arkadaşı 11 sene ceza evinde kalmış bir avukat olarak size aşağıdaki şu sorularımı ifade etmek istiyorum. Cevap ta beklemiyorum. Yalnız sanık olarak şu anda karşımda duruyorsunuz ya, o bile bana yetiyor. Ulusal televizyon ve gazetelerde yer alan Zaman gatezesinde 21/10/1990 tarihinde yayınlanan yazı dizisinde ” Solun karşısına sağ grup öğrencileri çıkarma kararı alındı” sözlerinde bu karar alınma konseyi içerisinde siz de var mıydınız? Yurt dışı ve Yurt içi operasyonlarda görevlendirmek şartı ile hukukin aranan şahıslar ile pazarlık yapıldığı basında yer aldı. Bu pazarlık yapılmasında sizin de görev yaptığınız dönemde böyle bir talimat verildiğinden haberiniz var mıydı? Abdullah Çatlı ile yedi TİP li nin öldürülmesi olayının hükümlüsü Haluk Kırcı nın idamını durdurmak için pazarlık yaptırıldığı haberleri basında yer aldı. Bundan haberiniz var mıydı? Konseyin böyle bir kararı var mıydı? 1980 12 Eylül 1982 yılları arasında Genel Kurmay Başkanlığı bünyesinde Hava Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaparken askeri sayıda ve askeri tesisatta bir artış yaşandı mı ? Asker sayısında ve askeri tesisat sayısında artışın miktarını biliyor musunuz? İhtilal yapmadan anarşi ve terör olaylarının durdurulması için nasıl bir yetki istediniz de sivil iktidarca talebiniz karşılanmadı? İdam kararlarını imzalarken elinizin ellerinizin titremediğini iddia ederken Allah tahsilatlarını artırsın ifadesinden ne anlıyorsunuz? Görev yaptığınız dönem içerisinde Mamak Askeri Ceza evinin komutanı Albay Raci Tetik ceza evi müdürü olarak görev yaptığı sırada bu bir savaştı sözünün siz de savaş olarak kabul ediyor musunuz? Tutuklulara ilk okul düzeyinde bir program uyguladık sözlerini siz de onaylıyor musunuz? bu talimatı siz mi verdiniz? Tutuklulara İstiklal Marşı bilmiyorlardı öğrettik sözünden sanıkların haberi var mıydı? Askeri Ceza evinin yerinin dibinde hücreler vardı. Burada bir insanın 12 günden fazla yaşayamaz o hücrelere girenler ancak ölüsü çıkar, o hücreleri yaptırma kararı konseyiniz tarafından bir talimat alınarak mı yaptırılma kararı emir ve talimat verildi? Ben Kıbrıs Esir Kampı müdürüydüm. Teğmendim. Kenan Evren ile Kıbrıs ta çalıştık. Daha sonra da konsey üyeleri tarafından başarılı olduğum görülerek Mamak Askeri Ceza evinde görevlendirildim. Diyen Raci Tetik in görevlendirme yazısında sizin de imzanız var mıydı? Kafes ilk işlem ve disiplin yeriydi. Sanıklar kafese konulur derken bunların bir insan ya da bir hayvan olduğunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Albay Raci Tetik; “talimatlar Genel Kurmaydan bize verilirdi. Biz de buna harfen uyardık. Ben bir işkenceciyim. Sağcısından ve solcusundan özür diliyorum” diyerek beyanda bulunmuştur. Şu anda sanık olarak huzurumuzda bulunan sayın Tahsin Şahinkaya; demokrasimi daha iyi darbemi daha iyi? Yönetim şekli olarak hangisini tercih ederdiniz? Yada idamına karar verilmesini sağladığınız ve Meclis onayını almadan idam ettirdiğiniz insanların infazını yaptırdıktan sonra tahsilatlarını Allah artırsın diye ifade buyururken Albay Raci Tetik gibi Türk Milletinden idam ettirdiğiniz insanların ailelerinden özür dilemek istermisiniz?

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Av. Cevriye Aydın söz alarak; “12 Eylül den nice sonra yapılan araştırma ve tespitler daha önce meslektaşlarımın ifade ettiği gibi 51 insanın idam edilmesine tarafınızdan verdiğiniz emirler ile 600.000 kişinin işkenceden geçirilmesine ve 1.200.000 kişinin fişlenmesine yol açtı. Diğer başka da pek çok pek çok sonucunun haricinde. Eminim ki şu anda 600 + 1.200.000 kişi ve yanına en az 5 er 10 ar yakınlarını ve arkadaşlarını da kattığınız zaman bu salonda milyonlarca insan size milyonlarca soru sormak istiyor. Sizi soru yağmurunda deyim yerinde ise boğmak istiyorlar. Çok eminim buna. Ama ben size sadece iki soru sormak niyetindeyim. Hem onların belki bir parça dillendirmek istedikleri şeyleri de dillendirmek istemiş olacağım. Ben ve diğer arkadaşlarım sizden cevap beklemiyoruz. Bu soruların cevabını mutlaka bir gün bütün gerçekliği ile alabileceğimizi düşünüyorum. Pek çok yanıtını biliyoruz aslında. Sorularım şu. 51 kişinin idamı 600.000 kişinin işkenceden geçirilmesi ve 1.200.000 kişinin fişlenmesi merkezi bir emir ve talimat olmaksızın gerçekleştirilemez. Siz iktidarda olduğunuza göre. O dönemde bunu gayet iyi biliyorsunuz. Benim merak ettiğim şu. İdam tamam Mahkemeler karar veriyor sizde infazını gerçekleştirdiniz. Talimat verdiniz, onayladınız. Ama yüzlerce insan işkenceden öldürüldü. Göz altında kayıp edildi. İnsanların göz altında kayıp edilmesi onlara işkence edilmesi, işkence edilerek öldürülmesi konusunda açıkça yazılı bir talimat veremediğiniz için veremeyeceğinize göre acaba bu merkezi olarak gerçekleştirilen insanlara karşı gerçekleştirilen bu kadar çok suçu hangi kanallarla ve hangi araçlarla ilettiniz? Yerel görevlilere? Güvenlik kuvvetlerine yada bu işlemleri gerçekleştiren diğer kuvvetlere? Bunu öğrenmek isterdim. Diğeri de şu; 1986 yada 87 yıllarında Nokta Dergisi bir konuyu kapak yaptı. Konu şu idi; “12 Eylül döneminde tutuklu ve hükümlüler kobay olarak kullanılmak suretiyle onlara çeşitli hastalıkların mikropları verilmiş. ” Mutlaka bu konuda da sizin konseyinizin ve konsey üyelerinizin haberi en azından bilgisi ve mutlaka muvafakatı vardır. Böyle bir muvafakat verdinizmi ve bu kobay olarak kullanılan mikrop verilen tutuklu ve hükümlülerin siyasi tutuklu ve hükümlülerin mikrop verme olayının hangi ceza evlerinde kaç tutuklu ve hükümlüye karşı gerçekleştirildiğini söyleyebilirmisiniz?”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Av. Öztürk Türkdoğan söz alarak; “Ali Tahsin Şahinkaya; darbe yaptıktan sonra konsey arkadaşlarınız ile birlikte Kürtlere ve diğer etnik gruplara yönelik asimilasyon programı uyguladınızmı? Türkçe den başka dilleri niçin yasakladınız? Bu programı uygular iken özellikle Diyarbakır 5 nolu Askeri Ceza evinde ve diğer tüm ceza evlerinde uyguladığınız sistematik işkencelerle yüzlerce insanın yaşamına mal olduğunuzu biliyormusunuz? Sistematik işkence ile ilgili her hangi bir soruşturma açtırdınız mı? İnsan Hakları Derneğinin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının verilerine göre sadece Milli Güvenlik Konseyi döneminde 185 kişi ceza evinde işkence ile öldürülmüştür. Ceza evlerinde ki işkenceleri protesto etmek için 21 Mart 1982 de Mazlum Doğan, 17 Mayıs 1982 de Eşref Anyık, Ferhat Kutay, Necmi Öner, Mahmut Zeynel’in protesto eylemi yaparak kurduğunuz bu zalim düzeni protesto etmek için kendilerini yakarak yaşamlarına son verdiğini biliyormusunuz? Bu isimleri hatırlıyor musunuz? Kürt sorununda uyguladığınız şiddet politikasının nelere mal olduğunun farkında mısınız? 40.000 den fazla insan yaşamını yitirdi ve halen insanlar yaşamını yitirmeye devam ediyor. Bu süreçte ki sorumluluğunuzun idrakında mısınız? Darbe yapıldıktan sonra özellikle bizim Dersim dediğimiz bölgede alevi çocuklarının yatılı imam hatip liselerine götürülmesi konusunda bir program hazırladınızmı? Bir talimat verdinizmi? Alevilere yönelik asimilasyon politikası uyguladınızmı? Askeri darbe yaptıktan sonra özellikle İstanbul şehrinde yaşayan lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel ve travesti bireylerin zorla toplatılıp Eskişehir iline veya başka şehirlere sürgün edilmesi emri verdinizmi? Emir vermedi iseniz bu uygulamalar ile ilgili göz yumdunuzmu? Bu konuda ki bildiklerinizi bize anlatın. Darbe yaptıktan sonra ağır insan hakları ihlallerine sebep oldunuz. Özellikle göz altında kayıp edilen Cemil Kırbayır, Hüseyin Morsümbül, Mahmut Kaya, Gürkan Mungan ve Nurettin Öztürk’ün cenazelerinin nerede olduğunu biliyormusunuz? Bu insanların ailelerinin yıllardır 32 yıldır bu insanları aradığını biliyor musunuz? Siz cesaret edip bu duruşma salonuna gelemediniz. Ama 104 yaşında ki Berfo Ana bu duruşma salonuna iki kere geldi ve Berfo ana size buradan sordu. Cemil Kırbayır nerede? Cemil Kırbayır’ı sizden istiyor. Berfo Ana size hakkına helal etmiyor. Ne bu dünyada ne de öbür dünyada. Bunu biliyor musunuz? Berfo Ana’nın haykırışını, Berfo Ana’nın çığlığını duydunuz mu? Hiç vicdan azabı çektinizmi? Son soru. Arkadaşlarım bir çok soruyu sordular. Tekrara düşmek istemiyorum. 12 Eylül darbesi ile birlikte özellikle yabancı ülkelerin ve büyük ülkelerin telkini ile Türkiye içerisinde çeşitli dini akımların siyasallaştırılması ile ilgili her hangi bir program uyguladınızmı? ABD nin yeşil kuşak diye tabir edilen politikasının hayata geçirilmesinde ne gibi bir rol oynadınız? Bu konuda bildiklerinizi anlatınız.”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Saatin 15:12 olduğu dikkate alınarak saat:15:30 da duruşmaya devam olunmak üzere yargılamaya ara verildi.

Saat: 15:30 da duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Av. Muharrem Özkaya söz alarak; “Sanık Ali Tahsin Şahinkaya’ya 3 tane sorumuz var efendim. Birincisi işçi sendikalarından bazılarını ihtilalden sonra kapattınız. Bazılarının da faaliyetlerini yasakladınız. Sendikaların faaliyetlerini kapatmanız ve yasaklamanız acaba bunların sizin yaptığınız darbeye karşı toplumsal muhalefeti örgütlemesinden çekindiğiniz için miyidi? Yine yaptığınız darbeden sonra Anayasa’nın halk oylamasına sunulması esnasında bazı işçi sendikaları toplantılar yapmak istediler. Bu toplantılara dönemin Sıkı Yönetim Komutanları tarafından izin verilmedi. Bu işçi sendikalarının yapacağı toplantılar Anayasa’nın aleyhine olacağını düşündüğünüz için mi yasaklattınız? Özellikle 1402 likler ile ilgili sorular işten atılan çok sayıda kamu görevlisinin yanında sıradan işçilerin 30.000 e yakın insan işinden oldu. Sıradan işçilerin hangi fiilleri size askeri bir darbe yapmaya götürdü? Bu darbe esnasında sizi bu darbeye yüreklendiren teşvik eden cesaretlendiren aralarında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, iş adamı, öğretim üyesi gibi siviller varmıydı? Bunlardan hangilerini hatırlıyorsunuz?”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Av. Mehmet Rıfat Bacanlı söz alarak; “Sanık Tahsin Şahinkaya; Erdem Şenocak’ı tanıyormusunuz? Erdem Şenocak’ın darbeden önce göz altına alınması konusunda talimatınız varmıydı? Alparslan Türkeş’in ceza evinde veya hastahanede öldürülmesi konusunda konseyinizin veya birlik olarak talimatınız varmıydı? MHP ve Ülkü Ocakları içindeki MİT ajanlarının listelerini biliyormusunuz? Bu listelerin Sıkı Yönetim Mahkemelerinde yapılan yargılamalardan sonra Genel Kurmay Başkanlığına tekrar teslim edildiği konusunda bilginiz varmı? Avrupa ülkelerine darbe konusunda bilgi verdinizmi? Bu ülkelere darbeden sonra ekonomik destek alamazsak sınırlarımızı uyuşturucu ticaretinden koruyamayız diye üstü kapalı tehdit ettinizmi? Abdullah Öcalan’ı tanıyormusunuz? Apocular olarak bilinen örgütün Güneydoğuda ki feodel aşiret yapısının zayıflatılması amacıyla kullandınızmı? 80 öncesi Bucak Aşiretine yapılan saldırıdan bilginiz varmı? Yine bu örgütü uyuşturucu konusunda sınır kontrolü yapılması için kullandınızmı? Uyuşturucu trafiği ile Gümrük Bakanı merhum Gün Sazak’ın öldürülmesi olayı arasında bir irtibat varmı? Bu cinayeti araştırdınızmı? Bu örgütün eylem yapmaya başlamasından sonra bir önlem aldınızmı? Bu örgütün siz genel seçimlerde iktidari kısmen sivillere teslim ettikten sonra 84 yılından sonra eylemlerinin artması bir tesadüfmüdür? Terör örgütünün bugun kü halinde mesuliyetiniz olduğunu düşünüyormusunuz? Bugünkü terör olayları konusunda vicdanınız rahatmı?

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.
Av. Senih Özay söz alarak; “Efendim ben Mahkemenizin bu sorguya devam yönündeki kararı yüzünden dün sabah ki kızgınlığımın yarısını sildim. Ama çok zarif bir Mahkeme Heyetisiniz. Ama tabi bu Devletçi olduğunuzu, ürkek olduğunuz gibi notlarımı kaldırmadı daha. Şimdi Senih Özay ben 6.000 sorum var ama; sayın sanık bunları soracak değilim. Ama ben CIA ya başvurdum. CIA ile Kenan Evren’i, Tahsin Şahinkaya’yı siz Amerika da eğittinizmi okullarınızda dedim. Bana cevap verdiler. Saçma bir soru uğraşamayız gibi. Mahkemeye başvurdum. Ne olur siz ciddiye alın diye. Siz başvurun diye. Mahkeme ıskaladı. Siz bunu size soruyummu vazgeçtim. Sormuyorum. Pentagon müdahale etti CIA değil diye. Amerikalı Ankara Büyükelçisi James Spain diye bir adam İngilizce kitap yazmış 200 küsür dolara getirttim. Mahkemeye sundum onu. Yani onumu soruyum CIA değil bu işe giren Pentagon doğru söylüyor Büyükelçi diye soruyummu diye düşündüm. Vazgeçtim sormuyorum. Sacit Kayasu diye bir savcı bey çıktı bir ara Adana da sizler hakkında bir iddianame derdine düştü. Ondan mı daha çok ürktünüz savcı Kemal Bey iddianame yazdı ondan mı daha çok ürktünüz bu duygunuzu merak ettim. Vazgeçtim. Onu da sormuyorum. Burada karşınızda zarif bir Parlamento avukatı var. Temsilcisi var. Yanında Hükümet avukatı var. Bunların varlığından rahatsızmısınız diye sormak istiyordum. Vazgeçtim. Ama Cumhurbaşkanına başvurdum. Mahkeme bile benim talebim üzerine Cumhurbaşkanına iddianameyi yolladı. Yani buraya gelsene, avukat yollasana kılıklı. Çünkü avukatınız değerli meslektaşım sizin yaptığınız eylemin halka karşı değil olsa olsa Devlete karşı olduğunu söyledi. Ben de Cumhurbaşkanı dedim Devleti temsil ediyor. Her halde o gelir buraya, ne diyecek ise der diye heyecanlandım. Gelmedi ve ben tazminat davası açtım. 400 lira rakı parası artı bide beş liramı ne ilaç parası diye. Davam devam ediyor. Yani Cumhurbaşkanlığı ile ilgili. Bunu size ne diyorsunuz bu işe diye rahatsızmısınız Cumhurbaşkanının gelişinden diyecektim. Vazgeçtim. Sona geliyorum. Yunanistan’ı soracaktım. Niye soracam sormuyorum. Niye veto ettin Türk Halkını diye vazgeçtim. Ama tehlikeli sorum şu Bayrak Planınınız varya meşhur onu ancak Gölcük te bulabildiler. Hani o yerin altında kutuların altında bulabildiler. Şaşırdınız mı nasıl oldu da bulamadılar bunlar buraya veya nasıl buldular dediniz mi diye soracaktım. Onu da sormuyorum. Savcı bey Kemal beye sordum. Gölcük te bulunabilmişti demişti. Size sorsam oraya niye gitti diye sorsam. Niye sorayım. Vazgeçtim. Fakat siz iki tane yaşlı General darbeci diye anılıyorsunuz ama benim derdim sizden çok sizin altınızda ki kadrolarla. Yani Korgenaral, yok Sıkı Yönetim Komutanı, yok Vali falan. Onların da yargılanması derdine düştüm. 675 numaralı bir dosyası var burda. Savcı Beyin elinde. Onu sürdürmesi lazım. Onu geliştirmesi lazım. O ortanca şerhleri Mahkemelerin önüne atması lazım. Onu atarsa Türk Halkı yada mağdurlar sevinirler, mutlu olurlar daha çok dedim ama o da hiç adım atmıyor. Dün odasının kapısını çaldım. Girdim kafamı uzattım. Sordum. Sürüyor dedi. O sürüyor sözcüğünü doğrumu algıladım değilmi dedim. Yani size sorsam bunu ortancaları boşverin canım bizimle yetinirmisiniz diye sorsam. Vazgeçtim. Ama Süleyman Demirel’e sorduğum bir soru var. Bir gün Efes Otelinde. İzmir de. Siz bu Türkiye’yi 40 yıldır idare ettiniz. Dedim. Süleyman Demirel’e bizzat. Romanınız yok, kitabınız yok, makaleniz yok, kitapçılarda bulamıyoruz dedim. Süleyman Demirel’e. O yüzden ben Devleti idare edişinizle kendi kişiliğiniz ruhunuz o çatışıyormudur siz kabus görürmüsünüz dedim Süleyman Demirel’e. Size de söylüyorum. Buna cevap verme hakkınız var. Yani bunu şey yapmıyorum. Geri çekmiyorum. Bak güzel bakıyorsunuz. Yani bişey söyleyecek hale geldiniz. Gerçekten söyleyebilirsiniz. Teşekkür ederim Sayın Yargıç “

Av. Senih Özay; “haa Sayın Yargıç. Bir film var. Demi Moor’un, Jack Nicholsın’ın, Tom Cruise’nin bir generalin duruşmada avukatlar tarafından son anda nasıl çözüldüğü, general nasıl konuşmaya başladı belki biliyorsunuzdur , belki izlemişsinizdir , ama izlemeyen savcı ve üye olabilir izninizle bununda dosyaya girsin istiyorum.”

Sanık tarafından sorulara cevap verilmedi.

Sanıklardan Ali Tahsin Şahinkayanın savunmasının alındığı, bu savunmaya karşı müdahil vekillerinin beyanda bulunduğu anlaşılmakla;
Sanık müdafinden soruldu: “Bu aşamda ilave edeceğimiz bir husus yok. Daha sonra yazılı savunmada bulunacağız.”
SANIK AHMET KENAN EVREN SAVUNMASINDA; (Sanık Ahmet Kenan EVREN yazılı olarak hazırlamış olduğu ve duruşmada okuduğu savunmasında;)

Sayın Başkan;
“12 Eylül Harekatı Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından “Emir ve Komuta” zinciri içinde yapılmış ihtilaldir. İhtilal, “Tarihi” bir olaydır. Tarihi olaylar yargılanamaz.

12 Eylül Harekatı, kurucu iktidar olma hareketidir.

12 Eylül Harekatının yapılış nedeni “Bir Numaralı Bildiri”yle büyük Türk Milletine açıklanmıştır.
12 Eylül Harekatını yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komuta heyeti kurucu iktidar olarak Milli Güvenlik Konseyini oluşturmuştur.

Milli Güvenlik Konseyi kurucu iktidar olarak Anayasal kanunları çıkarmış yeni Anayasal düzeni oluşturmaya başlamıştır. Kurucu meclisin oluşturulması yeni Anayasanın yapılması ve halkoyuyla yürürlüğe konulmasıyla yeni Anayasal düzen tamamlanmıştır.

Ben kurucu iktidar olan Milli Güvenlik Konseyinin başkanı ve Devlet başkanıyım. Bu görevlerimi Türkiye Büyük Millet Meclisinin faaliyete geçtiği tarihe kadar sürdürdüm. Bu tarihten sonra Anayasa ile yedinci Cumhurbaşkanı olarak görevime devam ettim.

Milli Güvenlik Konseyinin 1982 Anayasasıyla hükme bağlanmış tasarruflarının suç olduğunun iddia edilemeyeceğini herkes bilir.

Benim ve silah arkadaşlarımın 12 Eylül 1980 tarihinde ve sonrasındaki tasarruflarımızdan dolayı yetkisini 1982 Anayasasından alan yargının suç isnat etme yargılama yetkisi bulunmamaktadır.

Kurucu iktidar olmayı yani ihtilal yapmayı suç sayan bir kanun yoktur. Hukuken olması da mümkün değildir. Biz ihtilal yaptık. İhtilale teşebbüs etmedik. Herkesin ihtilal ile ihtilale teşebbüs etmeyi ayırması aynı şey olmadığını bilmesi gerekir.

Ben sanık değilim. Ben 12 Eylül harekatını yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genel Kurmay Başkanıyım, Milli Güvenlik Konseyi başkanı ve Devlet başkanıyım. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yedinci Cumhurbaşkanıyım.

Ben 12 Eylül harekatının hesabını büyük Türk Milletine verdim. Bundan sonra beni artık tarih yargılar.

12 Eylül harekatını herkes siyasi ve etik olarak istediği gibi değerlendirebilir. 12 Eylül ile ilgili beceriksiz siyasilerin söylediklerini 12 Eylül sonrası geçen yıllarda yaşananlar yalanlamaktadır.

Demokrasinin işlediği yerde ihtilal olmaz. Siyasetçi becerisizliğini askere fatura edemez. Türk Silahlı Kuvvetleri iktidar olmanın meraklısı değildir.

12 Eylül 1980’den bugüne kadar 12 Eylül öncesinde yaşananların bir daha yaşanmaması bunu göstermektedir. Ülkenin o tarihteki ve öncesindeki durumunu büyük Türk Milleti bilmektedir.
Büyük Türk Milleti o olaylara layık değildir. Biz o gün doğru olanı yaptık, bu günde olsaydı aynı şekilde ihtilali yapardık.

Tabii ki adli yargı mensupları ve yüksek mahkeme görevini yapmaktadır. Yukarıda ki açıklamalarım nedeniyle söyleyeceklerim bundan ibarettir. Benim görevim onlara yardımcı olmaktır. Bu beyanı da bunun için yapmaktayım.
Sanık olmadığımı yukarıda açıklamıştım. Bu nedenle bu beyanımın dışında başkaca bir beyanda bulunmayacağım.
Mahkeme sorularınada cevap vermeyeceğim. Kusura bakmayın.
Saygılarımla.”

Kl. 37 Dz. 6-13 ve Dz. 14-21 de yer alan CMK 250. Maddesi İle Yetkili Ankara C.Başsavcılığında 06/06/2011 tarihinde vermiş olduğu ifadesi okundu. Doğrudur, içeriğini aynen tekrar ederim. Dedi.

Kl. 37 Dz. 39 da yer alan nüfus, 38 de yer alan sabıka kaydı okundu. Sanıktan soruldu: Doğrudur bana aittir. Dedi.

Sanıklar tarafından hazırlanan yazılı savunmaların Naip Hakimlere teslim edildiği anlaşıldı.

Sanığa Mahkememizce;

1- 12 Eylül Askeri Darbesine

A- Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız?

B- Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda hangi komuta kademesi ile hangi komutanlarla karar verdiniz?

C- Sizin dışınızda kalan yani emir komuta zinciri dışında ki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsa idi; buna o dönemde ki tepkiniz ne olurdu?

D- Dosyaya da yansıdığı üzere sizin emrinizle ve Haydar Saltık tarafından 11 Eylül 1979 tarihinde bir çalışma grubu oluşturulmuş ve bu çalışma grubu tarafından daha sonra size bir rapor sunulmuştur. Haydar Saltık’ın çalışma grubuna sizin onayınız ile alınmış olan iki kurmay subayın kimlikleri nedir? Bu kurmay subaylar tarafından hazırlanan rapor nerede muhafaza edilmektedir? Darbeye giden süreçte yapılan toplantı tutanakları ve alınan kararlara bugüne kadar Mahkememizce ulaşılamamıştır. (Bayrak Hareket Planı Dışında) Bu belgeler nerede saklanmaktadır?
E- 12 Eylül Askeri Darbesinin planı olduğu iddia edilen Bayrak Planının yapılması görevini hangi tarihte ve hangi görevlilere verdiniz?
2- 12 Eylül Askeri Darbesinin yapılması ile birlikte önceden isimleri tespit edilen kişilerin bulundukları yerden toplanmaya başlandıkları dikkate alındığında; bu kişilerin listeleri ne şekilde oluşturulmuştur? Bunlar arasında suç işlediği iddia edilen kişilerin adresleri ve yerleri belli iken 12 Eylül 1980 öncesinde göz altı ve yakalama işlemlerinin yapılmamasının nedeni nedir?

3- Komuta kademesinde darbeyi daha önceden yapacaktık ancak olgunlaşmasını bekledik şeklinde gazetelere demeçler verildiği dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. İddianamede anlatım olarak yer verilen 16 Mart İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs 1977 Taksim, Sivas, Çorum, Kahramanmaraş olaylarında bir çok aydın, yazar, gazeteci, öğretim üyesinin katledilmesinin toplumda darbe beklentisi yarattığı iddia edildiği de dikkate alındığında; bu olaylara göz yumulması söz konusumudur? Veya bu olayların niteliğine uygun müdaheleler yapılmışmıdır?

4- Yaptığınız bir çok konuşmada pek çok sivilin size gelerek neden yönetime el koymuyorsunuz dediğiniz kamu oyuna yansımıştır. Bu kapsamda sizinle bu şekilde konuşan ve bir nev’i sizi darbeye yönlendiren veya yaptıklarınızı onaylayan gazeteciler, iş adamları, siyasetçiler ile bürokratlar kimlerdir?
Sanık; “benim 1.ciltte yazdığım 6.ciltlik Anılar Kitabının 1.cildini okursanız bunlar vardır. Bunları hatırlıyorum. Ama isimlerini bilmiyorum.”

5- a) 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin ardından verilen beyanatlarda çok kısa zamanda demokratik düzene geçişi sağlamanın amaç edinildiği ifade edildiğine göre; Askeri Mahkemeler tarafından verilen idam kararlarının onaylanmasını demokratik düzene geçiş sonrasında milletin tercihleri ile oluşacak Türkiye Büyük Millet Meclisine bırakmak yerine Milli Güvenlik Konseyi eli ile yerine getirmenizin sebebi nedir?

Mahkeme Başkanı; “Bu konu ile bağlantılı diğer bir soruyu Hakim Ali Bey soracak.”
Hakim Ali Ertan; “evet sanık Kenan Evren’e benim de bir sorum olacak.”

b-) Kamu oyunda bilinen şekliyle ve katıldığınız bir televizyon programında “Adaletli olsun diye bir sağdan bir soldan astık” şeklinde bir cümle kurduğunuz iddia edilmektedir. Bu sözü söyledinizmi? Söyledi iseniz ne amaçla ve neden bu şekilde bir söz söylediniz? Adam asmak eylemi bu kadar basite indirgenebilirmi? Bu hususu açıklarmısınız?

Sanık; “Söyledim. Taraf tutuyor demesinler diye Mahkemelerde sağda olanlar var solda olanlar var yalnız sağdakileri veripte onları idam ettirip ondan sonra solcuları bunu yapmasınlar dedim ve bir sağdan, bir soldan, bir sağdan, bir soldan bu suretle hiç bir tarafı tutmadığımız , bi taraf bir halde bulunduğumuzu ve bu şekilde yaptığımızı anlatmak istedim.”
6- 12 Eylül Askeri Darbesi yapıldıktan sonra göz altında ölümler yaşanmış, başta Diyarbakır ve Mamak Ceza Evlerinde işkence sonucu ölümler olmuştur. Bu olayların engellenmesi için bir çaba gösterdinizmi? Televizyona verdiğiniz bir demeçte iddianameye de alındığı üzere özellikle ceza evlerinde yapılan işkencelerle ilgili olarak suçu gardiyanların üzerine atmaktasınız. Buna karşılık müştekiler ile bu konuda dosyaya yansıyan kaynaklarda en büyük işkencecilerden biri olarak Mamak Askeri Ceza Evi İç Güvenlik Komutanı Raci Tetik gösterilmektedir. Keza diğer ceza evlerinde de ceza evi komutanlarının işkencede bizzat yer aldıkları ve işkenceye göz yumdukları iddia edilmektedir. Dolayısıyla rütbeli kişilerin bizzat işkenceyi yönlendiren kişiler olduğu iddiasına karşı beyanınız nedir?

7- 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin yapılmasında ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı varmıdır?

8- Askeri müdahale sonrasında yargı mensupları huzurunda Milli Güvenlik Konseyi üyeleri olarak yemin ettiniz. Darbeye meşruiyet kazandırmak adına kaleme alındığı iddia edilen bu yemin metni kim tarafından kaleme alınmıştır?

Soruldu: Yukarıda iki soruya kısmi müdahelede bulundum. Bunun dışındaki sorulara bir cevabım olmayacaktır. Dedi.

Gerek görülmekle soruldu:

1- Dosyada yer alan Bayrak Harekat Direktifi okunarak sanıktan soruldu: Ben şu an içeriğini hatırlamıyorum. Bayrak Harekat Direktifini üzerinde de yazdığı üzere Necdet Üruğ hazırlamıştır. Ona bu talimat Genel Kurmay Başkanlığı Kurmay Başkanı olan Haydar Saltık tarafından verilmiştir. Haydar Saltık benim yerime pek çok belgeyi imzalayabilme yetkisine sahipti. Bu belge yönünden de gerekli imzayı o atmış olabilir. Kendisine bu yönde yetki verilmişti. Dedi.

2- 27/12/1979 tarihli olarak Sayın Cumhurbaşkanına hitaplı bir sayfalık benim (sanığın imzasını) imzamı taşıyan mektup ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin Görüşü başlığını taşıyan iki sayfalık Uyarı Mektubu hakkında bilgi verilerek soruldu: Bizim verdiğimiz muhtıradır. Dedi.

Aynı belgeler konusunda sanıklardan Ali Tahsin Şahinkayadan soruldu:

1- Söz konusu belge Genel Kurmay Başkanlığınca hazırlanmıştır. Kuvvet komutanlıklarının bu belgenin hazırlanmasında bir dahili yoktur. Dedi.

2- Belgeden haberdarım. O dönemde ki nazik durumu Cumhurbaşkanına bildirmek amacıyla hazırlanmış bir belgedir. Muhtıra Olarak değerlendirmiyorum ancak ülkenin durumunun Cumhurbaşkanına arz etme olarak değerlendiriyorum. Dedi.

Sanık müdafinden soruldu : “sanıklara sorulan birinci soruda yönlendirme vardır. Dolayısıyla bu soru usul ve yasaya aykırıdır. Diğer sorularda da iddia makamınında iddia makamının iddianamesinde yer almayan fiil ve olgular yasak sorgu usulleri ile sanıklardan alınmaya çalışılmıştır. Bu usulde usul ve yasaya aykırıdır. Daha ayrıntılı beyanlarımızı daha sonraki aşamalarda yazılı olarak sunacağız.”

Dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
1- CMK.’nın 219.maddesine göre sanıkların ve bugün duruşmada hazır bulunan vekil ve müdafilerin ve müdahilin beyanlarının vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülmesine,

2- Duruşmaya daha önce verilen ara kararı uyarınca 22/11/2012 günü saat:09:45’de devam edilmesine oybirliği ile karar verildi. 21/11/2012

Şeklinde çözümü yapılmıştır. 23/11/2012

Katip 136018 Başkan 33990

Paylaş