İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

12 Eylül Davası

Last updated on Ağustos 12, 2021

ANKARA DİLEKÇE 

ERDOĞAN HUKUK BÜROSU
Avukat Aydın ERDOĞAN Adakale Sok. 8/4 (06410) Kızılay- ANKARA 
Avukat Çiğdem DURĞUN Tel: 0 312 433 22 35 – 433 22 53
Avukat Uğur BAĞÇALI Faks: 0 312 433 97 25
Avukat Ilgın ERTAŞ
E – Posta : avukataydinerdogan@hotmail.com
ANKARA 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: 2012/3

KATILMA TALEBİNDE
BULUNAN : Ahmet CİHAN
VEKİLİ : Av. Aydın ERDOĞAN (İletişim bilgileri başlıktadır)
SANIKLAR : 1- Kenan EVREN
2- Tahsin ŞAHİNKAYA
KONUSU : Katılma talebimizin sunulmasından ibarettir.

KATILMA NEDENLERİMİZ:

1- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK. 250. Maddeyle Görevli ve Yetkili) tarafından başlatılan 2011/646 sayılı soruşturma tamamlanmış olup 2012/2 sayılı iddianamenin Mahkemenizce kabulüyle, Sanıklar hakkında “Türkiye Cumhuriyetinin Tamamını veya Bir Kısmını Değiştirmeye veya Ortadan Kaldırmaya ve Anayasayla Teşekkül Etmiş Olan Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasına Engel Olmaya Cebren Teşebbüs Etmek ” suçlarıyla ilgili Mahkemenizde görülen yargılamaya, Müvekkil Ahmet CİHAN’ın ağabeyi Süleyman CİHAN’ın iddianamede belirtilen suç tarihinde sanıkların sorumluluğunda uygulanan gözaltına alma işlemini takiben öldürülmesi sebebiyle, suçtan zarar gören sıfatıyla yargılamaya katılma talebinde bulunmak zorunlu olmuştur. 
2- Yukarıda adı geçen iddianamenin VII. Bölümünde yer aldığı gibi Sanıklardan Ahmet Kenan EVREN suç tarihi aralığında işkence ve kötü muamele yapıldığını genel yayın yapan bir kanalda itiraf etmiş ve “Bugün bile Amerikalılar Iraklılara işkence ediyor.” demekle yapılan insanlık suçunu kabul edilebilir göstermeye çalışarak aynı bakış açısını sürdürdüğünü göstermiştir. Aynı sanık, idam uygulamalarının eleştirilmesi üzerine de “asmayıp da besleyelim mi?” diyerek idamların siyasi bir araç olarak kullanılmasını savunmuştur. 
3- Bu itibarla, gözaltına alındığında sol bir örgütün yöneticisi olarak aranmakta olan Müvekkil Ahmet CİHAN’ın kardeşi Süleyman CİHAN’ın iddianamede belirtilen suç tarihi aralığında gözaltındayken işkence edilmek suretiyle öldürülmesi olayı, sanıkların “yok etme” iradelerinin sonucu olarak öldürülmüştür. Aşağıda gözaltına alma ve öldürme süreciyle, soruşturmanın kapatılması kısaca açıklanarak, katılma talebimizin haklılığı, eklerde sunulan evrak fotokopisi, isim ve adreslerini sunduğumuz tanıkların beyanları ve Mahkemenizce ilgili devlet birimlerinden istenerek dosyaya eklenecek belgelerle belgelenecek ve sanıkların bu suçtan da sorumlu oldukları kanıtlanacaktır.
3.1. Müvekkil Ahmet CİHAN’ın kardeşi, Süleyman CİHAN İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Selimiye Askeri Savcılığının E: 1981/2505, K: 1985/165 sayılı “kovuşturmaya yer olmadığı” kararındaki iddiasına göre, 29.07.1981 tarihinde gözaltına alınmış, 30.07.1981 tarihinde, öldürülmesinden sonra, 6. kattan aşağı atılmıştır (Ek-2).
3.2. Müteveffa Süleyman CİHAN’ın; iddia edildiği gibi kendisini atmak suretiyle intihar etmediği, işkence sonucu öldürülüp yüksekten atıldığı ve olaya intihar süsü verilmek istendiği yukarıda anılan dosya arasında mevcut Adli Tıp Raporundaki (Ek-3) çelişkili tespitlerle sabittir. Şöyle ki;
3.2.1) Otopsi Raporunda Süleyman CİHAN’ın kafatası kemikleri kırılmış olduğu bilgisi mevcut iken beyninin dışarı çıkmadığı belirtilmiştir. Ayrıca “Yerde bir miktar kan görülmüştür.” denilmektedir. Oysa sağ bir kişinin yüksekten düşmesi sonucu ölmesi halinde beyninin dışarı çıkması ve yerde, vücuttaki kanın hızla boşalması sebebiyle, en az 3 litreye yakın kanın oluşturduğu kan gölünün meydana gelmesi gerekmektedir.
3.2.2) Süleyman CİHAN’ın vücudundaki özellikle koltuk altlarındaki ekimozlar Adli Tıp Raporunda açıklanmamıştır. Ayrıca camdan atılmak veya atlamak suretiyle düşmüş ve ölmüş birinin vücudunda cam kesikleri olması ve bu cam kesiklerinin üzerinde kılcal damarların hasar görmesi sonucu kan izlerine rastlanmış olması gerekirken yine raporda kan izinden söz edilmemiştir.
3.2.3) Otopsi raporunda vücuttaki ekimozlar açıklanmadığı gibi maktulün boyun bölgesinde yarım ay biçiminde ekimozlar da izah edilmemiştir. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrası uygulanan “Filistin Askısı” tabir edilen işkence yöntemi uygulanmıştır. Bu işkence vücutta yarım ay biçiminde yara izi bırakmıştır. Dosyada mevcut iddianamede alıntılanan tanık ifadelerinde de benzer uygulamaların, suç tarihi dönemi itibariyle uygulandığı kanıtlanmıştır.
3.2.4) Yine maktulün karaciğerinin patlamamış olması rapordaki bir başka detaydır. Canlı olarak yüksekten atlayan ya da atılan bir insanın hiç kuşkusuz iç organları zarar görecek ve patlayacaktır. Elbette ki bu durum nefes alan, yaşayan bir insan için söz konusu olacaktır. Bu durum da kanıtlamaktadır ki maktul öldürüldükten sonra yüksekten atılmıştır.
3.2.5) Rapordan da anlaşıldığı üzere Süleyman CİHAN, kollukta insanlık dışı muamele, işkence görmüştür. Gözaltında yüzleştirildiği birçok kişi de işkence gördüğünü ve Süleyman CİHAN’ın çok bitkin olduğunu belirtmektedir. Soruşturma esnasında bu durum üzerinde hiç durulmamış olup bitkin bir insan, işkenceden çıkmış, elleri kelepçeli bir insan nasıl atladı, camın yüksekliği ne kadar, sıçrama gücünü nasıl buldu, güvenlik güçlerinin elinden nasıl kurtuldu soruları sorulmamıştır.
3.2.6) Düzenlenen tutanağa göre, maktulün yanında bulunan güvenlik görevlilerinin kimlikleri belirlenmemiş, ifadelerine başvurulmamıştır. Yalnızca 30.07.1981 tarihinde düzenlendiği anlaşılan “Olay Tutanağı” nda isimleri dahi yazılmadan imzaları bulunmaktadır. “Olay Tutanağı” nda aktarılan durum gerçeği yansıtmadığı gibi olayı gizleme çabası da aşikârdır (Ek-4).
3.2.7) Zabıt Varakasında, Süleyman CİHAN’IN, kendisini attığı iddia edilen pencerenin altında bulunan pencere çıkıntısına çarptığı tespitine yer verilmiştir. Bu tespit başlı başına, kendisinin atlamadığı, ölü veya bitkin durumdaki Süleyman CİHAN’IN getirilip boş dairenin penceresinden atıldığı ve fiile intihar görüntüsü vermek istedikleri anlaşılmaktadır (Ek-5).
3.2.8) Süleyman CİHAN, gözaltına alındıktan sonra ailesi veya herhangi bir yakınına haber verilmemiş olup, ailesinin ve avukatlarının Komutanlığa yaptığı başvurularda gözaltına alındığı kabul edilmemiştir.
3.2.9) Kimliği belli olduğu halde, öldürülmesinden sonra “kimsesizler” mezarlığına defin işlemleri gerçekleştirilmiştir (Ek-6). Oysaki İstanbul 2 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin 1981/593 esasında yapılan 21.10.1981 tarihli duruşmada, bizzat mahkeme Savcısı, “Süleyman CİHAN’IN yakalandığını” duruşmada söylemiştir (Ek-7).
3.2.10) Süleyman CİHAN’IN kimliğinin yakalandığı anda bilindiği soruşturma dosyasından anlaşılmaktadır. Buna rağmen kimliği meçhul olarak defnedilmesi, suçu gizleme, suç delillerini karartma maksadıyla gerçekleştirilmiştir.
3.3) Süleyman CİHAN’IN öldürülmesiyle ilgili olarak, olay yeri savcısı, ölümü şüpheli bularak soruşturma başlamış, ancak fiili Sıkıyönetim Savcılığını görev ve yetkisinde kabul ederek, evrakı SYNT Askeri Savcılığına göndermiştir.
3.4) Sıkıyönetim Komutanlığı Selimiye Askeri Savcılığı, suç hakkında, hiçbir soruşturma yapmadan, E: 1981/2505, K: 1985/165 sayılı kararıyla “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar vermiştir. KYOK kararı etkin bir soruşturma yapılmadan verilmiştir. Otopsi raporundaki yukarıda belirtilen çelişkiler giderilmeksizin olayın üzeri kapatılmak istenmiştir. Maktulü olay yerine götüren ve suçun şüphelisi olan güvenlik görevlilerinin ifadeleri alınmamış, kimlikleri dahi belirtilmemiştir. Soruşturmayı yürüten savcı, failleri koruduğu için, yıllarca dosyayı bekletmiş, hiçbir soruşturma işlemi yapmadan KYOK kararı vermiştir. Böylece suçun soruşturması yapılmamış, kovuşturma önlenmiştir. Savcının kasıtlı tutumu o kadar belirgindir ki bu kasta soruşturma evrakına sonradan vakıf olan İstanbul Sıkıyönetim Savcıları katılmamıştır.
3.4) Sol bir örgütün, yöneticisi şüphesiyle gözaltına alınan Süleyman CİHAN’IN, Sanıkların emir- komuta zinciri altındaki kolluk güçlerince işkenceyle öldürülmesi suçu mahkeme önüne götürülememiştir.
3.5) Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilen Sıkıyönetim Komutanlığı Selimiye Askeri Savcılığı savcısı, 15.11.1985 tarih, 1981/2505 E, 1985/165 K. sayılı “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı vermiştir.
3.5.1) Süleyman CİHAN’IN babası Ağa CİHAN bu karar karşı 25.12.1985 tarihinde müşteki sıfatı ile itiraz etmiştir (Ek-9). İtiraz konusunda mütalaası sorulan Askeri Savcı Güner Özer, 8.1.1986 tarihinde, KYOK veren savcının etkin bir soruşturma yapmadığını saptayarak, “ noksan soruşturma sebepleri ile kararın kaldırılması” itirazın kabulü ve KYOK’nın kaldırılması talebinde bulunmuştur (Ek-10).
3.5.2) İstanbul SYNT As. Mahkemesi, İstanbul’da SYNT kaldırılmış olduğu için, 15.1.1986 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir (Ek-11).
3.5.3) İstanbul SYNT As. Savcısı Hâkim Albay Muhteşem SAVAŞAN yetkisizlik kararına 27.1.1986 tarihinde itiraz etmiştir (Ek-12).
3.5.4) Bu itiraz Askeri Yargıtay tarafından 7.2.1986 günü reddedilmiştir (Ek-13).
3.5.5) Askeri Savcı Muhteşem Savaşan 20.3.1986 tarihinde dosyadaki durumu özetleyen bir yazıyla 1986/80465 sayılı evrakı Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine göndermiştir (Ek-14). Mahkeme 09.04.1986 tarih ve 1986/131 sayılı kararıyla, itirazı “…noksan kalan veya şüpheli olan bir konu bulunamamıştır.” gerekçesiyle reddetmiştir (Ek-15). Diyarbakır, Sanıkların devlet yönetimine el koyduğu dönemde hukuka aykırı işlerin en yoğun uygulandığı yerdir. Sıkıyönetim mahkemeleri de bu uygulamanın icracısı durumundadır. Sıkıyönetim Savcısı Muhteşem SAVAŞAN’IN ve Savcı Güner ÖZER’İN etkin soruşturma yapılmadığını kabul ettiği Süleyman CİHAN’IN öldürülmesi fiilinin soruşturmasında bu Mahkeme, Sanıkların suçlarının icracısı olarak, gerçeklere gözlerini kapatmış ve bir noksanlık görmemiştir.
3.5.6) Kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve onu uygun bulan mahkeme kararı, dönemin rutin uygulaması haline gelen işkenceyle öldürme fiilinin üstünü örtmeye yöneliktir ve YOK hükmündedir.
4-Süleyman CİHAN, yakalandığı tarihte, örgüt yöneticisi olarak arandığından önemsenen bir sanıktır. Yakalanma haberi, derhal, askeri yönetimin sorumlusu sanıklara başarı haberi olarak iletilmiştir. Sanıkların bilgisi dâhilinde gözaltında tutulan Süleyman CİHAN, sanıkların cesaretlendirmesi, işkence yapanlara yargılanmayacakları konusunda verdikleri açık ve örtülü güvenceler sebebiyle öldürülmüştür. Sanıklar, Süleyman CİHAN’IN öldürülmesinden azmettiren olarak sorumludur. Bu nedenle sanıkların yargılandığı davaya katılmak gerekmiştir.

SUÇ DELİLLERİ: 1- Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivinde bulunan 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Selimiye Askeri Savcılığı’nın E: 1981/2505, K: 1985/165 sayılı soruşturma dosyası,
2- İstanbul 1. Ordu Sıkıyönetim Komutanlığı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Genel Kurmay Başkanlığı ve Konsey arasındaki yazışmalar.
3- Suçtan zarar gören Müvekkil Ahmet CİHAN’ın kardeşi Süleyman CİHAN’ın gözaltında olduğunu, gözaltındayken işkence gördüğünü anlatımlarıyla kanıtlayacak tanıklarımız:
3.1. Hasan KAYSOYDU- Kaptanpaşa Mah. BİLAŞ C Blok, Kat: 7, Daire: 69 Okmeydanı/ Şişli/ İSTANBUL
3.2. Mehmet Ali KANKOTAN- Denizköşkler Mah. Ataman Sok. Coşkun Apt. No: 19/6 Avcılar/ İSTANBUL
3.3. Metin YILMAZ- Denizciler Cad. No: 168/1 Derince/ KOCAELİ
4- 1981/593 esasında 21.10.1981 tarihli duruşmada bulunan tanıklarımız:
4.1. İbrahim ÜNAL- Bağdat Cad. Mehmet Reis Sok. No: 3/3 Küçükyalı/ Maltepe/ İSTANBUL
4.2. Hasan ERKUL- Bağdat Cad. Mehmet Reis Sok. No: 3/3 Küçükyalı/ Maltepe/ İSTANBUL
4.3. Necati KINALI- Cumhuriyet Cad. Pelin Sok. No: 26, Kartal/ İSTANBUL
5- Bağımsız adli tıp uzmanlarından alınacak raporlar.
6- Dosya kapsamındaki diğer deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Katılma talebimizin kabulüne ve sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesini vekâleten talep ederim. Saygılarımla. 27.03.2012
Av. Aydın ERDOĞAN Av. Ilgın ERTAŞ
EKLER:
1- Vekâletname sureti.
2- Selimiye Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 15.11.1985 tarih, E: 1981/2505, K: 1985/165 sayılı kararı.
3- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin 24.08.1981 tarihli “Otopsi Raporu”.
4- 30.07.1981 tarihli Olay Tutanağı.
5- 30.07.1981 tarihli “Keşif ve Ölü Muayene Zabıt Varakası”
6- Süleyman CİHAN’ın kimsesizler mezarlığına gömüldüğüne dair 05.11.1981 tarihli Adli Tıp Kürsüsü yazısı.
7- İstanbul 2 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin 1981/593 esasında 21.10.1981 tarihinde görülen duruşma tutanağı.
8- Süleyman CİHAN’ın babası Ağa CİHAN’ın 25.12.1985 tarihinde KYOK’a yapmış olduğu itiraz dilekçesi.
9- 1. Ordu Askeri Savcısı Güner ÖZER’in KYOK’ın kaldırılmasına yönelik görüşü.
10- 1. Ordu Komutanlığı tarafından 15.1.1986 tarih ve E: 1986/60007, K: 1986/1 sayılı “yetkisizlik” kararı.
11- Sıkıyönetim Askeri Savcısı Muhteşem SAVAŞAN’ın Askeri Yargıtay’a itiraz başvurusu.
12- Askeri Yargıtay’ın E: 1986/69, K: 1986/50 sayılı itirazın reddine dair kararı.
13- Sıkıyönetim Askeri Savcısı Muhteşem SAVAŞAN’ın dosyanın Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı’na gönderilmesi talepli başvurusu.
14- Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin 09.04.1986 tarih, E: 1986/131, K: 1986/166 sayılı kararı.

Paylaş