İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Radikal: “Gözümüz Aydın Evren Mahkemede”

1981’de öldürülen Süleyman Cihan’ın kardeşi, mezarı başında kardeşine müjdeyi verdi: Gözümüz aydın darbeciler yargılanıyor.

Feriköy Mezarlığı’nda, üzerinde ‘1981’ tarihli bu mezar taşı, Süleyman Cihan’a ait. Kardeşi Ahmet Cihan, tam 31 yıldır ağabeyi Süleyman’a bu müjdeyi vermek için bekliyor: “Darbeciler yargılanıyor ağabey!”

Süleyman Cihan, 29 Temmuz 1981’de gözaltına alınıp başında Mehmet Ağar ’ın olduğu birim tarafından sorgulandı. Bir gün sonra, yer gösterme için götürüldüğü binadan atlayarak öldüğü ileri sürüldü. Adı bilinmesine karşın 7 Ağustos 1981’de Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldü. Üç ay sonra Cihan’ın, ailesine haber verilmeden gömüldüğü ortaya çıktı. Babası fotoğraflardan teşhis edip ulaştığı oğlunu Feriköy Mezarlığı’na taşısa da o cesedin Süleyman’a ait olduğuna uzun süre inanmadı… 
Süleyman’ın kardeşi Ahmet Cihan, beş yıl sonra cezaevinden çıktı. Babasını ikna edebilmek için kazmayı alıp mezara gitti. Sivil polislerin gözleri önünde mezarı açıp cesede baktı. Dişlerinden tanıyıp “Evet, o” dedi, kapattı. Cihan, hukuk savaşını da bırakmadı. Yurtdışına kaçması önerildi, tehdit edildi, üç kez ‘kaza’ atlattı. Buna karşın her bir bilgi ve raporu biriktirdi, dedektif gibi iz sürdü, kardeşinin öldürüldükten sonra atıldığını kanıtladı. Nihayet 12 Eylül Davası’nda müdahilliği kabul edilen ikinci kişi oldu. Cihan, bugün ikinci duruşması görülecek dava öncesinde, ağabeyinin mezarına çiçek bıraktı. Şimdi de Ağar’a dava açacak.
Ağar’ın ekibi sorguladı 
Elazığlı işçi bir ailenin çocuğuydu, öğretmen Süleyman. 12 Eylül ’den sonra, 29 Temmuz 1981’de gözaltına alındı. Cihan’ı, başında Mehmet Ağar ’ın olduğu, asayişten sorumlu 2. Şube gözaltına aldı. İddiaya göre ağır işkence gördü. Onu son görenler, ‘gece koridorda banka bağlandığını, bir et yığını halinde olduğunu, iniltiler dışında ses gelmediğini’ söylüyordu. 
Polise göre Cihan, 30 Temmuz 1981 gecesi saat 02.30’da örgüt evi olduğu iddia edilen Kadıköy’deki İpek Apartmanı’na getirildi. Tutanağa göre, ‘Kelepçeli sanık, ani hareketle pencereden kendisini dışarı atmış’tı ve ölmüştü. Üç saat sonra aynı polisler, Bostancı Polis Karakolu’na gitti ve “Bir şahsın kendisini attığını” söyledi. Oysa cesedin Cihan’a ait olduğu bilindiği halde, ‘kimliği belirsiz kişi’ olarak kayda geçirildi. Aynı gün savcı ve doktorun katılımıyla keşif yapıldı. “Dirsekler ve ayak bileklerinde kızarıklık, peniste kuru yanık” saptandı. 
Savcı Nurettin İnan, aynı gün 2. Şube’ye yazdığı yazıda, “Sarih hüviyeti tespit edilemeyen, Süleyman Cihan ismini taşıdığı öğrenilen’’ diye başladığı yazıda kişinin ‘Anarşik olaylarla ilgisinin bulunup bulunmadığını’ soruyordu. Yanıt bir gün sonra, 31 Temmuz 1981’de geldi. Ağar, cesedin 31 yaşındaki Süleyman Cihan’a ait olduğunu yazdı. Yazıdan bir hafta sonra, 7 Ağustos 1981’de, Cihan, eldeki yazıya rağmen, kayıtlara ‘25 yaşlarında, esmer, zayıf ve 1.75 boylarındaki meçhul ceset’ diye geçirilip Kasımpaşa Kimsesizler Mezarlığı’nda 796 no’lu mezara gömüldü.
Mezarı kendisi açtı 
Askeri Savcılık, Cihan’ın otopsisinde belirtilen ‘penis ucunda kuru yanık” ifadesini Adli Tıp Başkanı Şemsi Gök’e sordu. Gök, ‘şahsın plajda veya başka yerde güneş banyosu yapmış olduğu’ sonucuna vardı! Savcı Erdoğan Savaşeri, hiçbir delil toplamadığı dört yılın sonunda, 11 Kasım 1985’te dosyayı kapattı. Ahmet Cihan, ağabeyinin kaybedildiği o günlerde Davutpaşa Askeri Cezaevi’ndeydi. Eylül 1985’te bırakıldı. Bir dedektif gibi kardeşinin katillerinin izini sürdü. Bu süreçte takip edildi, üç kez ‘kaza’ geçirdi. Ahmet Cihan cesedin Süleyman’a ait olduğuna inanmıyordu. Ahmet, mezarı açarak cesedin dişlerine baktı. Ceset ağabeyine aitti.
Müdahillik talebi kabul edildi 
Ahmet Cihan, 12 Eylül davasına müdahillik dilekçesi verdi. Bu arada Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, dosyadaki raporları inceledikten sonra verdiği mütalaada, “Dayak, falaka, askı ve elektrik işkenceleri ile uyumlu ve kuvvetle destekleyen bulguları saptanan kişide ölümünden sonra yüksekten atılmış olmasının reddedilemeyeceği”ne dikkat çekti. Cihan bu raporu Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi ’ne sundu. Mahkeme, iki ailenin talebini kabul etti. İlk müdahil, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Ana’ydı.

Paylaş